3 Ekim 2012 Çarşamba

İtalya'ya ve Anadolu'ya aynı gün bi gidip geldim - II

Eskiler yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat deseler de teee onların zamanından beri ne yenilip ne içiliyormuş kim hazırlıyormuş kim tadıyormuş konuşulur. Şimdilerde elimde iki kitap var gıdalar ve yemek kültürünün tarihi üzerine, geçen de kitapçıda Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'ndeki yemek vb bölümlerini ele alan kapkalın bir kitap gördüm. Maymun iştahlılığım tutmadı Allahtan almadım. Ayol bir giriş yapayım dedi laf nereye gitti. Efem diyceğim o ki ezelden beri yeme içme ve bunların anlatılması önemlidir ve ben de Cumartesi gün Türk ve İtalyan Mutfak Kültürleri Omuz Omuza etkinliğinden notlarımı aktarmaya devam ediyorum. (Oh be sonunda giriş yapabildim yazıya:)))

Bu etkinliğe zamanında ikinci dil olarak kendine İtalyanca'yı seçmişliğin getirdiği kültürel merak ile yeni bişiler öğrenip, yeni tadlar tadıp, eski bildiklerimle bu tatları karşılaştırıp bi de üstüne belki yeni insanlarla tanışmak üzere katılmak istedim. (Merhaba ben multi-purpose insan) Bir çok insan da benzer amaçlar için oradaydı sanırım. Verdiğimiz 40 lira az bir para değildi belki ama en azından bir kaç saat içerisinde belirli yerlere gelmiş şeflerden ve restaurantlardan tadım yapmaya değerdi. O kadar paraya hangi otelde bu kadar çeşit yer ki insan, yahu otopark o kadar tutar:)

Tam sayıyı bilmiyorum açıkçası ama o gün Maçka Parkı'ndan en az 500 kişi geçmiştir sanırım. Genel olarak Nişantaşı ve çevre ahalisi ile her organizasyonun özgüveni aşırı yüksek (!) insanları ortalarda gezinse de benim gibi uzaklardan gelmiş ve mutfağa gönül vermiş bir çok insan da vardı. Misal www.seneminyemekleri.com'un site sahibi Senem Hanım tüm soruları ve anlatacaklarıyla ordaydı:) Yemek ve blog dünyasını çekiştirdik...

Türkiye'de şeflik işi en azından uluslararası düzeyde oteller üzerinden devam ediyor. Ben yerli yabancı bir kişi dışında hiç bir şefi tanımadan gittim etkinliğe. (O da gelmedi zaten) Esasında ünlü takip etmeyi pek sevmem ama bir kaç yabancı şefi televizyondan filan biliyorum ve tarzı hoşuma gidenleri siteleri ve denk geldikçe programları üzerinden takip ediyorum ama şöyle twitterda ya da facebookta takip ettiğim ünlü bir otel şefi ya da televizyonda program yapan biri yok Türkiye'den. Eksiklik mi? Belki. Çünkü misal Arda Türkmen'i kaçırmışım.

Sohbet bölümünde kimlerin hangi konu üzerine konuşacağı önceden belliydi tabi. Sohbetler sanırım show mutfağından daha faydalı oldu. Ben ikinci yemekten sonra ilgimi kaybettim sahneye karşı çünkü bangır bangır bir müzik eşliğinde zaten konuşmayan bir şefin  ön hazırlıkları çoktan yapılmış bir yemeği pişirmesinin ve bunu da pixellerini sayabileceğim netsizlikte bir ekranda seyretmenin bir manası yoktu. Hem yorgunluktan hem de "ya ordaki masada ne konuşuluyor" merakından ilk sohbetin sonuna yetiştim. Soru cevap filan biçiminde çoğunlukla gittiğinden sohbet esasında tam benim bulunmak istediğim yer olduğuna kanaat getirip etkinliğin devamında burda kaldım. Vatan'da da haftada bir yazan ve içkiler konusunda baya bir bilgili veren Teoman Hünal Bey ikinci sohbet konuşmacısıydı.  Kim kimdir tanımıyorum; ama bu tip etkinlikler tanışıklığı ve görgüyü arttırıyor işte. Bir sonraki konuşmacı olan Arda Türkmen'ide ismen tanımıyordum ve zaten sohbetine isim yazdırırken kimliğini değil anlatacağı konu başlığını merak etmiştim. Meğer adam pek ünlüymüş; yanında bir hayran kitlesi ile geldi masaya:) Simasını televizyondan tanıdım. İşini seven, bilerek ve saygıyla yapan ve en önemlisi de bilgiyi paylaşan biri. Sorular çeşitliydi. Organikten, zeytinyağından, mutfak ve restaurant işletmeciliğinden, sektörün sorularından filan filan uzun uzun konuştuk. Bir kaç öneri ve tarif bile verdi. Biz Teoman Beyi dinlerken onun yemek yapışını kaçırdım ama bi denk getirip onun da Asmalı Mescitteki yerine gidesim var.

Arda Bey'in konuşmasından sonra bir baktım kalabalık kalmamış ve standların çoğu toplanmış. Ay ay unutmadan tanıdığım bir ünlü vardı. Şişli'nin gülü, Mustafa Sarıgül en solaryum haliyle öğlen bir geldi geçti etkinlikten:) Bak bu detayı atlamayayım ayıp (!) yani:))

Efem kısacası güzel bi etkinlik ve fena olmayan bir organizasyondu. Gelecek senesi olacaksa bu bileklik işini çözmeleri gerekiyor. Daha da önemlisi sahne mutfağındaki ayrıntıları aktarmak için koca bir ekrana ihtiyaç yok; onun yerine etkinliğin çeşitli yerlerine kurulmuş bir kaç lcd ekran yeter sanırım. Şeflerin daha rahat çalışması ve bizim iyi izlememiz için az biraz daha ergonomi düşünülse iyi olur kanaatindeyim. Bi de şu müziği kim ayarlıyosa onu değiştirin:) Bak valla gelicem yine, tadı gerçek anlamda damağımda kaldı:)

Kendime not : Fotoğraf makinasını bir daha böyle etkinliklerde unutma çok ayıp. Bi de iki isim öğren Türkiye'den:))

2 yorum:

Senem Cabuk dedi ki...

Ne güzel sizi bulabildim. Kartınızı kaybetmiştim belki siz döndersiniz diye beklerken blogu buldum. Çok güzel bir gündü görüşmek üzere sevgiler,

GM dedi ki...

amanın amanın ben sizi takip listesine aldım teee o günden. keşke bi mesaj atsaymışım:))) neyse şükür kavuşturana. görüşecez bol bol inşallaaaaa :)))