11 Aralık 2014 Perşembe

Zeytinyağını her yemeğe, tatlıya, keke, pilava kullanalım mı?

Bu gece cevapladığım bir epostayı paylaşıyorum dostlar:

"Merhaba Tuğba Hn.,

Benim size danışmak istediğim konu zeytinyağı...Yaklaşık 2 yıldır yemeklerimi kendim yapıyorum  ve tümünde sızma zeytinyağı kullanıyorum.Balığın kızartılması,soğanın kavrulması,kekte kullanılmasının bir sakıncası var mı?Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?TesekkürlerXXX"

"XXX Hanım merhaba,

İlginiz için teşekkürler. Benim makarnalutfen.com u başlatmadan önceki çalışma alanım zeytinyağı idi (sonra organikle de birleştirdim, güzel oldu) O dönemde de hala da zeytinyağcı hocalarımızın büyüklerimizin söylediği tüm yemekleri zeytinyağı ile yapabileceğimiz yönündedir. Bence çok güzel bir iş yapıyorsunuz. Tek dikkat edilecek konu özellikle kızartmalarda yağın yanmasını önlemek. Bu sadece zeytinyağına has bir şey değil zaten. Her türlü yağ için geçerli. Bir yağ çok ısındıysa artık duman çıkartmaya başladıysa zararlı bileşiklerde içinde oluşmaya başlamış demektir. Bu yüzden tüm yağlarda bu konuya dikkat etmek gerekir.
Zeytinyağlılarda da önce yemeği az zeytinyağı ile pişirip sonra soğuduktan sonra sızma zeytinyağı eklemek yani yemekteki yağın çoğunun pişmeden tüketmiş olmak daha akılcı çünkü sızma zeytinyağı ısıl işlem görmeden çok daha sağlıklı. Ama tabi yağ yağdır hepsinin gramı 9 kCal:))
Umarım yardımcı olabilmişimdir. Sevgiler,
Tuğba"

5 Aralık 2014 Cuma

NİYE BU KADAR KENDİMİZİ BEĞENMİŞİZ?

Geçen İnternet Ekipler Amirimiz Serdar Bey eşinin kendisine aldığı yabancı markalı ama Türkiye'de üretilmiş bir ürünün tasarımını vb inceleyince bir yazı yazmış. Dünya çapında bir marka çıkarmak için neler bir araya gelmesi gerektiğinden, neden bu işlerin Türkiye'de ol(a)madığından dem vurmuş. Serdar Beyin duruşunu, yazılarını seviyorum, beni geliştirdiğine inanıyorum. Az bir katkı yapayım dedim. Naçizane yorumumu yazdım. Yazının orjinali burda: http://www.mserdark.com/bir-corabin-dusundurdukleri/ Çok fazla yorum gelmiş. Ben benimkini aşağıya kopyalıyorum. 16 senedir iş dünyası içindeyim, son iki senedir de ticaret yapıyorum. Benim aklıma takılanlar da bunlar işte:

"Ben küçük bir kadın girişimciyim. Amirim belki hatırlarsınız size inatla makarna göndermeye çalışmıştım. O kadar küçük bir imalathane kurdum ki kadın girişimci kredisiyle hiç bir marketin kapısını gidip çalmadım kapasitem onların isteklerine yetişmez diye. Ama satmam gerekiyordu, ben de eticarete yöneldim. Fuarlara katıldım, sosyal medyada aktifim. 3 kadın başladık şimdi 7 kadınız. İş makarnadan çıktı, güvenilir iyi gıdaya gidiyor. Site Ocak'ta iki yaşına girecek. Umut vadediyoruz. Bundan 10 sene önce olsaydı internet ve internetten alışveriş bu kadar yaygın olmadığı için sanırım satışta sorun yaşardım.

Lisede bilgisayar mühendisi olmak isterken hasbekader bir gıda mühendisliği kazanmış ve mesleğinin (sanırım) hakkını vererek yapmaya çalışan biri olarak sadece gıda sektörü için konuşabilirim ama eminim bir çok sektörde de durum aynıdır. Bİr benmerkezcilik, bir sadece ben kazanayımcılık var insanlarımızda. Bir çekememezlik, bir bol ego durumu. Her peynir üreticisi, her makarna üreticisi, her organikçi, her her her ürün üreten en güzel kendisi üretiyor, diğerleri tu kaka. Kardeşim tüm Türkiye'nin fasülyesini sen mi üreteceksin? Sadece senin peynirlerini mi yiyelim, başka bişi tatmayalım mı? Başka bir üreticinin senden %0,001 daha iyi yapmış, daha temiz çalışmış, daha vizyoner bir ürün çıkarmış olması kesinlikle mi muhtemel değil? Bu afra tafra ne? Niye kol kola vermiyoruz? Niye egolarımız bu kadar çatışıyor? Niye beraber iş yapanları keriz olarak görüyoruz? NİYE BU KADAR KENDİMİZİ BEĞENMİŞİZ?

Bir de kolay yoldan para kazanmak hoşumuza gidiyor. Denenmiş bir ürünü alıp satmak, sadece ticaret yapmak bile kimisine zor geliyor (ki bazen ona bile razıyım)

Offf...

Devletin destekleri evet çok ki ben de Kosgeb'den faydalanıyorum hala ufak ufak mesela. Birlik hale getirmek için de teşvikler arttırılabilir. İhracatçı birliklerine çok iş düşüyor sanırım burada. Kalkınma ajansları ve Kosgeb iş yaptırma ve geliştirme derdinde, sanırım İhracatçılar sizin bu yazdığınızı daha çok iliklerinde hissediyorlar.

Amirim çok yazdım, vallahi kısıtlı bütçe ile çalışan bir kadın girişimcinin bu kadar vakti yok esasında.

Saygılar,

Tuğba Bayburtluoğlu
www.makarnalutfen.com "




4 Ağustos 2014 Pazartesi

Bir Gıda Mühendisinin Kendisini Geliştirmesi için Bir Kaç Not

Bir gıda mühendisi adayından bir mail geldi ben de cevapladım:))) Çoookk ünlüyüm caaaanımmmm:)))))

"merhaba, size şans eseri blogunuzda rastladım ve yardım alabileceğimi
düşündüm. Şimdi şöyle söyleyeyim, ben bu sene tekirdağ namık kemal
üni. Gıda müh. kazandım. Yani daha okul başlamadı ama mezun olunca
meslektaşlardan birkaç adım önde olabilmek adına neler yapmalıyım
sizce. Bir gıda mühendisi kendini nasıl geliştirir, geliştirmeli?"


Merhaba geç gördüm mailinizi kusura bakmayın cevap geç oldu.

Öncelikle hayırlı olsun, tebrik ederim başarınızı. Umarım güzel bir üniversite hayatı sizi bekliyordur.

Sizin mailinizi okuduktan sonra aklımda bir kaç madde belirdi onları sıraladım aşağıya. Naçizane fikirlerimdir, başkalarına belki garip bile gelebilir. Subjektiftir bu konular nitekim. Tekirdağ'da ben de yüksek düşünüyorum, hatta orada doktoraya başlayacak bir arkadaşım da var. Geleceğiz bir ara bakalım ne zaman kısmet. İyi bir okul diye duydum.

Listeye bir bakın, genel oldu biraz ama fikir verebilmişimdir umudundayım.

Sevgiler,

Tuğba Bayburtluoğlu
Gıda Müh., İşletme Bil. Uzm.

Bir Gıda Mühendisinin Kendisini Geliştirmesi için Bir Kaç Not:

1- İyi İngilizce öğrenin.

2- Çok çok iyi İngilizce öğrenin. Yabancı kaynakları, gazeteleri, dergileri rahatça takip edebilecek, telefonda ve mailde derdinizi baya baya anlatacak kadar iyi olsun diliniz.

3- Market gezin. Bir inşaat mühendisinin ya da çevre mühendisinin aksine sizin üzerinde çalışacağınız ürünler her gün marketlerde bol bol satılıyor. Gezin bakın, ürünleri, fiyatlarını, üreticilerini, hammaddelerini, saklanma şekillerini, kısacası o gıda ile ilgili her şey üzerine düşünün. Gıda tarımdan başlayan ve insan sağlığına kadar uzanan geniş bir konu. Her aşaması hakkında az çok bir fikrinizin olması gerekir.

4- İngilizce öğrenin. Mümkünse bir de yanına bir başka yabancı dil. Avrupa dillerinden olmak zorunda değil herkes İngilizce biliyor oralarda. Çince ya da Arapça olabilir. Ama tabi kültürünü kendinize yakın hissettiğiniz bir dil olursa iyi olur.

5- Kongreleri, konferans ve sempozyumlara bakın okul panolarından. Hangi hocanın hangisine ne ile katıldığını eğitiminiz sırasında inceleyin, sorun. Bu hem hocalarınızla yakınlaşmanızı hem de yeniliklerden haberdar olmanızı sağlayacaktır.

6- Laboratuar derslerinden kaçmayın. Özellikle mikrobiyoloji temelli olanlardan. Elinizi korkak alıştırmayın laboratuar ve pilot tesislerde. Yanlış yapmaktan korkmayın ama akıllıca hareket etmeyi de unutmayın. Sebep sonuç ilişkilerine önem verin.

7- Yaşlı gıda mühendislerine soru sormayın çok konuşuyorlar, çok yazıyorlar:)))

8- Çok çok çok iyi İngilizce öğrenin. Erasmusla mutlaka bir yıl dışarda takılın. 

4 Temmuz 2014 Cuma

Şarküteri ürünleri illa pişirilerek mi tüketilmeli?

"Merhaba,

Salam, sucuk, sosis ve pastırma pişirilmeden de tüketilebilir mi?

Ben sadece salamı çiğ tüketirim, diğerlerinin pişirilmeleri gerektiğini düşünüyorum ancak çevremde diğer şarküteri ürünlerini de çiğ tüketen arkadaşlar var.

Hangisi doğrudur?

Teşekkür ederim."

Bu mail dün geldi bir takipçimden. Aşağıdaki cevabı buraya da alayım dedim. Benim önemsediğim bir konu. Ne zamandır buralara bakamadım ama bu vesile olsun:)))

...Hanım günaydın,

Salam, sosis ve sucuk bir nevi pişirmeye tabi tutulurlar. Mikroorganizma gelişimi olmasın diye 70°C civarı fırınlarda sıcak hava ile muamele edilirler. Bu sadece sucukta bana yeterli gelmiyor. Yapı itibariyle salam ve sosiste zaten ara ki et bulasın, bolca katkıdır. Bu illa ki kimyasal anlamında değil bolca nişasta vb dolgu malzemesi vardır (Hiç kimyasalsız organik sosis ve salam üretimi de var Türkiye'de. Sosisi tattım biraz sert kalıyor ama hani güzel bir alternatif olarak düşünüyorum ille de salam sosis diye tutturacak çocukların ailelerini kurtarmak için). 

Kısacası sosis ve salamı pişirmeden de yiyebilirsiniz de sucukta daha fazla et bulunduğu için ben genelde pişirmeyi tercih ederim. Bir de kasap sucukları ne yazık ki dışarıda durur bizde. Hani market sucukları buzdolabında filandır da kasap sucukları kurusun diye asılırdır. Esasında buzdolabında durmaları gerekir. Bu yüzden sucuk alınca mutlaka ama mutlaka pişiririm ve pişirilmesini tavsiye ederim. 

Pastırma da löp ve kuru et olduğu için genellikle direkt tüketilir. Prosesinde bir pişirme olsa da esas aşama kurutmadır. Çemenin içindeki baharatlar ve tuzlarla beraber et korunur ve kurur. Yemek içinde pişirilmesi daha doğrudur düşüncesindeyim. Özellikle hamile ve emzirenlerin tüm şarküteri ürünlerinden biraz uzak durması gerekir toksoplazma riskinden dolayı. Mesela sushi de yememeleri lazım. Salataların çok çok iyi yıkanması lazım filan filan. Ama canları çok çekiyorsa organik şarküteri ürünlerini çok pişirerek tüketebilirler.

Geçen bir şef etleri çok pişiriyor diye Türk annelerine kızıyordu. Besin değerlerini kaybediyormuş. Evet doğrudur fazla pişmiş her yemeğin besin değeri azalır. Ama hayvancılık açısından hala verem derdi var bu ülkede. Veteriner bir dostumuz veremin hala TÜrk hayvancılığında büyük dert olduğunu ve bu yüzden alınan etlerin iyi pişirilmesi gerektiği için uyarmıştı bizi. 

Önlem hep önlem, hep riski azaltma çabası benimki belki de Türkler olarak bizimki.

Umarım yardımcı olabilmişimdir.

Sevgiler,

Tuğba

3 Haziran 2014 Salı

4. Gıda Güvenliği Kongresi Kapanış Bildirgesi

Dostlar günaydın,

Gıda Güvenliği Kongresi'ni bu sene burun farkıyla kaçırmışım:( Çok üzüldüm. Üretimhanenin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için uğraşırken ve ticaretin aşırı dalgalı sularında yüzmeye çabalarken atlamışım:(( Yine de kapanış bildirgesini buraya almak isterim. Özellikle işkembeden bol bol atıp halkı korkutan sözde uzmanlara ceza verilmesi gerektiğine dair bir maddesi bile var. Ahh ahhh zor bu işler tabi ama en azından maddelere girmiş.

Argede bir sürü ürünüm var. Yoğurtsuz ve sütsüz bir tarhana yaptık. Şu anda mayalanıyor. Süt ve yumurta içermeyen makarna da yapıcaz. Sonra sıra glutensizlere gelecek. Bir de Dukancılar için çorba yapıcam. Bir de bir de tam buğday kuskusumuz var sırada. Bakalım Allah utandırmasın.

Güzel bir hafta diliyorum dostlar ve sizi altına benim de imzamı atacağım 4. Gıda Güvenliği Kongresi Kapanış Bildirgesi ile başbaşa bırakıyorum.

Bu kapanış bildirgesinde yer alan aşağıdaki maddeler 4.Gıda Güvenliği Kongresinin çeşitli oturumlarında ve panellerinde dile getirilen ortak görüşlerin özetlenmesiyle ortaya çıkmıştır.
  1. Birincil üretim gıda güvenliğinin başlangıcıdır. Tarlada ve çiftlikte gerçekleştirilen üretimin güvenli olması, sofraya gelen gıdanın güvenliğinin sağlanmasında en önemli adımdır.  Ülkemizde gıda güvenliğinde işin başlangıcı olan bitkisel ve hayvansal birincil üretimde; hayvan hastalıkları, bulaşan, kalıntı ve hijyen sorunlarının çözümüne yönelik alınması gereken önemli bir yol bulunmaktadır. Birincil üretim aşamasında hem bilgi yetersizliği, hem de ekonomik ölçek sorunu nedeniyle gündeme gelen gıda güvenliği sorunları küçümsenemeyecek düzeydedir. Bu durumun düzeltilmesi için çiftçilerin her açıdan desteklenip, güçlendirilmesi ve işinin ehli üreticiler haline gelmesi gerekmektedir. Bu kapsamda üretici örgütlerinin etkin ve yaygın hale gelmesi; İyi Tarımsal Üretim (İTÜ) uygulamalarının yaygınlaştırılması ve benimsenmesi de önemli bir adım olacaktır.
  2. Başta mikrokobiler olmak üzere kobilerin yeni mevzuatlara uyum konusunda sıkıntı çektikleri ve çekecekleri aşikardır.  Mikrokobilerin ve kobilerin gıda güvenliği mevzuatına uygun üretim yapmaları konusunda her açıdan desteklenmeleri ve güçlendirilmeleri gerekmektedir. Özellikle yöresel ve geleneksel üretimin gıda güvenliği standartlarının geliştirilmesi ve yaygınlaşması desteklenmelidir.
  3. Kayıt dışı üretim ve haksız rekabet çok önemli iki sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Gıda güvenliğinin sağlanması ve bu iki sorunun bertaraf edilmesi için entegre bir çalışma ve ilgili tüm kurum ve kuruluşların işbirliği kaçınılmazdır. 
  4. Gıda güvenliğinin sağlanmasındaki en temel hedefin tüketici sağlığını korumak olduğu unutulmamalı. Tüketicilerin sistemin her aşamasına etkin biçimde katılımı sağlanmalı; gıda güvenliği ve beslenme konularında tüketicinin bilinç ve bilgi seviyesinin arttırılmasına yönelik başta eğitim kurumları olmak üzere toplumun farklı katmanlarına yönelik farklı araçları kullanan programlar uygulanmalıdır.
  5. Tüketicilerin en çok korktuğu ve korkutulduğu hastalık olan kanserin nedenlerinin iyi bilindiği, kanserle mücadelede buna göre stratejiler izlenmesi gerektiği, kanserin önlenmesinde dengeli ve yeterli beslenmenin önemi,  doğal-yapay yaklaşımının bilimsel anlamda doğru olmadığı, toplumun suni risklere yöneltilmesinin toplum sağlığına zarar verdiği konunun uzmanı bilim insanlarının görüş birliği olarak ortaya çıkmaktadır.
  6. Gıda güvenliği konusunda ciddi bir bilgi kirliliği sorunu yaşanmaktadır. Bunun sonucunda tüketici gerçek risklerden uzaklaşmakta, kayıt dışına yönelmekte, resmi otorite tarafından yapılan açıklamalarda dahi doğru algı oluşmamaktadır. Tüm bunları engellemek amacıyla;
    • Gıda riskleri ile ilgili bilgiyi paylaşacak, güven oluşturacak,  riskin değerlendirmesini yapacak güçlü bağımsız bir bilim kurulunun oluşması sağlanmalıdır.
    • Gıda riskleri ile ilgili bilgilendirmeler bilimsel temelli olmalıdır.  Gıda ve gıda güvenliği multidisipliner yaklaşımın ve meslekler arası iletişimin son derece önemli olduğu bir konudur. Tüketicilere yönelik açıklama yapan herkes bu bilinçle davranmalıdır.
    • Bilgi kirliliğine yol açan, konuştuğu konuda uzman olmayıp yanıltıcı bilgiler vererek tüketiciyi paniğe sevk eden kişilere yaptırım uygulanmasını sağlayacak hukuki düzenlemeler yapılmalı; medyanın sorumluluklarına da kurallar getirilmelidir.
    • Bakanlıkça yapılan denetimlerde olumsuz çıkan sonuçların paylaşım yöntemleri, tüketici algısı açısından son derece önemlidir. Yapılan açıklamalar yanlış algılara yol açmamalıdır.  Bu konularda usul ve esaslar net bir şekilde belirlenmelidir.
  7. Resmi gıda denetimlerinin aynı zamanda kayıt dışını da içerecek şekilde etkin bir biçimde yaygınlaştırılması gerekmektedir. Halen Bakanlık uygulamaları ağırlıkla kayıt ve onay gibi yasal yükümlülüklerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin kontrolü şeklindedir. Resmi denetçilerin vizyonu da ağırlıkla risk bazlı denetimin sağlanması için gelişmeye açık bir alan oluşturmaktadır.  Bu amaçla;
    • Bakanlık tarafından yürütülmesi zorunlu olan görevlerin de gereğince yürütülmesini sağlayacak sayıda ve nitelikte eleman istihdamı sağlanmalıdır.  İstihdam edilen bu denetçilerin mutlaka uzun süreli, periyodik olarak tekrarlanan temel eğitimlerden geçirilmesi sağlanmalıdır
    • Bakanlık resmi denetimlerde hangi alanlarda ve ne şekilde dışarıdan hizmet alabileceğini netleştirmelidir
    • Gıda denetimleri risk bazlı yapılmalı; epidemiyolojik verilerin sistematik biçimde paylaşımı ve değerlendirilmesi sağlanarak sistem bu verilerle beslenmelidir.
    • Sağlık Bakanlığı gıda güvenliği ile ilgili sorumluluğunu taşımak için gereken adımları atmalı; bu alanda sorumluluğunun daima var olacağının bilinci ile sistemler geliştirmelidir.
  8. Ülkemizde henüz gıda güvenliği-halk sağlığı ilişkisini gerçekçi bir biçimde kuracak ve çıktılarını sistematik bir biçimde değerlendirmeyi sağlayacak bir sistem kurulamamıştır.  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının birlikte çalışarak Gıda Güvenliği ve Halk Sağlığı arasındaki bu ilişkiyi daha etkin bir şekilde yapılandırması gerekmektedir.
  9. Güvenilir gıda üretiminde ve kayıpları en aza indirmekte tedarik zinciri yönetimi yaklaşımı esastır.  Tedarik Zinciri yönetimi konusunda uluslararası kabul görmüş GFSI yaklaşımlarının gıda sektörü tarafından uygulanması teşvik edilmeli, gıdalardan hammaddeye izlenebilirliği sağlayacak uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır. Tedarik zincirinde soğuk zincir uygulamalarında yaşanmakta olan kimi sorunların önüne geçilmesi soğutma tesislerinin tasarımının doğru yapılması ve etkin sıcaklık kontrol sistemlerinin bulunması ile sağlanabilecektir. Soğuk zincir uygulamalarının gelişimi desteklenmelidir.
  10. Gıda kaynaklı risklerde bilim ve teknoloji ilerledikçe yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Yeni tehlikelerin tespit ve yönetimine olanak sağlayacak çalışmaların hayata geçirilmesi hedeflenmeli; bilinen risklerin en doğru şekliyle yönetilmesinin yanı sıra; karşılaşılacak yeni risklere sistem ve birikim olarak hazır olunmalıdır. 
  11. Gıda Savunması Sistemi içinde bulunduğumuz yüzyılda mutlaka ülkelerin otoritelerinin ve özel sektör temsilcilerinin gündeminde olması gereken bir konudur. Ülkemiz de bu konuya gereken önemi vermeli; kamu otoritesi konuya yönelik sistematik bir yaklaşım oluşturmalıdır. 
  12. Gıda Güvenliğinin birçok bilim dalını ve mesleği içine alan çok geniş bir konu olması nedeniyle disiplinler arası bilimsel çalışmalar ile bu çalışmaların uygulamaya geçirilmesi desteklenmelidir. Bu kapsamda sosyal bilimlerin katılımı göz ardı edilmemelidir.

20 Mayıs 2014 Salı

Reçel mi turşu mu kurutma mı tercih edilmeli yaz meyvelerinin saklanması için?

Günaydın dostlar,
 
Umarım herkes iyidir ve istediği gibi bir tatil geçirmiştir.
 
Dün bir dostumuz instagramdan kendi meyvelikleri olduğu için en iyi meyve püresi saklama yöntemi sordu çocuğu için. Meyvenin orjinale en yakın biçimde saklanmasının dondurarak olduğunun bilgisini geçtim biraz da burada detay vereyim istedim.
 
Kurutma, reçel ya da turşu yapma geleneksel "yaz güzelliğini ve bolluğunu saklama" teknikleri. Bunların arasında beslenme açısından en masumu kurutma ama onun da düzgün yapılması gerekir. Reçel yapımı sanırım sofra şekerinin hayatımıza girmesi ile çoğalmıştır. Öncesinde pekmezde saklamak söz konusu muhtemelen. (İyi bir gıda tarihi kitabı bilen varsa paylaşsın lütfen. Bende sadece Zeki Tez Hoca'nın ki var ve onda da mesela reçeller yok). Turşunun ise çok çok eskilere gideceğini tahmin ederim. Bir bölüm uzmanlar tuz açısından yoğun olduğu için tavsiye etse de bir bölümü de fermentasyon ürünü olduğu için tavsiye ediyor. Kafa karışıklığı ile korkuya kapılmanın anlamı yok çünkü "DENGE" hayatımızda beslenme anlamında da olunca korkuya yer kalmıyor dostlar. İnanın...
 
Reçeldeki gıda güvenliği riski yanmadır. Yanmış reçel yemeyin. Beslenme riski de çok şeker içermesidir. Çok tüketmeyin. Reçel bir meyvenin yerini tutamaz. 
 
Turşudaki gıda güvenliği riski mikrobiyal gelişmedir özellikle küf. Aman canım ne olacak üstünden keser yeriz demeyin küfü bertaraf edersiniz ama onun yan metabolitleri olan mikotoksinlerden kurtulamazsınız. Kim bu mikotoksinler? Hani kırmızı biberlerimizi, incirlerimizi, Antep fıstıkları ve fındıklarımızı Avrupa kapılarından geri çeviren kanser yapıcılar. Avrupa haklı olarak ülkesinde bunları istemiyor. Sonra dönüp biz yiyoruz o ayrı.
 
Mikotoksin konusu geniş ama genel olarak korunma şekli ucuz fıstık fındık almamaktır. Özellikle açıkta, at hırsızı tipinde abilerin fiyatının 4-5 TL altında sattıklarından.  
 
Kurutma işine gelince esasında yukarıda bahsettim kurutmada gözlenebilecek ana sorunu: Küflenme. Güneşte kurutsanız vitamin kaybı olur, gölgeye alsanız iç bölümler tam kurumayınca sorun yaratabilir. Fırınlarınızı kullanabilirsiniz. Küçük küçük kesip maksimum 100°C'de kurutabilirsiniz. Biraz uzun sürebilir ama kurutma zaten hep uzun sürer. Kuruduğunu ölçebileceğiniz bir alet olmayacağı için naçizane tavsiye bunları temiz ağzı kapalı torbalarda buzdolabında saklamanız.
 
Her meyve mevsiminde güzel olduğu kadar C vitamininin hiç bir zaman istenilen boyutta korunamayacağını da özellikle belirtmek isterim. C vitamini ışıktan etkilenecek kadar hassas iken bu yukarıda bahsettiğim yöntemlerden pek kurtulamaz. Kış vakti yaz meyvelerinin en besleyici halinde tüketilmesi düzgün şekilde kurutulmuş meyvelerden geçer toparlamasını yapabiliriz. 
 
Daha kışa çok var belki ama hazırlıklar Ramazan'dan sonra başlar. Hazır soru gelmişken yazayım istedim.
 
Her türlü sorunuz için bana yazabilirsiniz. İki günlüğüne Ticaret Odası'nın Bulgaristan gezisine gidiyorum. Bakalım oralarda güzel bişiler bulursam paylaşırım sizinle. Tabi internetim oldukça:)
 
Sevgi ve muhabbetle,
 
makarnalutfen.com adına
Tuğba Bayburtluoğlu
Gıda Müh., İşletme Bil. Uzm.

19 Mart 2014 Çarşamba

Kefir ve Yoğurt Sorularınıza Toplu Cevaplarımız:)



Bugün yazdığım epostayı buraya alayım. Blogu da ihmal etmiyormuş gibi davranayım:PP

Dostlar günaydın,

Kefir mayaları ile ilgili çok soru geliyor. Kefiri değil de mayalarını anlatmak esasında eğlenceli çünkü kefirin ne kadar iyi, besleyici, hayat kalitesini arttıran bir ürün olduğunu biliyorsunuz ki kendiniz evde yapmak için sorularla dolusunuz:)))

Ben minik bir açıklama yapıp sizi hocalarımın sitesi ile baş başa bırakacağım:

Bizim sitede 3 maya var.

Biri probiyotikli yoğurt yapmak için. Bir kutusundan 6 kg yoğurt yapabiliyorsunuz. Bu ilk yoğurdun gramında tam 1 milyon probiyotik bakteri var. Bu yaptığınız yoğurttan tekrar yoğurt mayaladığınızda elinizde yine iyi bir yoğurt oluyor ama probiyotik mikroorganizma sayısı düşük. Bir de probiyotik özelliği yoğurtla yapılan yemeklerde ve çorbalarda vb de azalıyor (sıcaklığa dayanamıyorlar). Bu yüzden probiyotikli yoğurdun pişirilmeden tüketilmesi gerekiyor. Sırf çocuğa vermek için alıyorsanız yarımşar kiloluk süte mayaların derim naçizane:))) Ama bir kere bir kere en azından kekte deneyin ne şahane bir iş çıkardığını göreceksiniz:)))

Kefir mayasını da iki tip düşünmüş hocalar. Bir vakit olmayıp kefir danesi üretimi ile ilgilenemeyecekler için. Atıyorsun sütün içine bir gün sonra kefirin hazır. Bundan tekrar kefir yapamıyorsun. Diğerini ise istediğin kadar kullan. Sadece ilk kullanımda süzme işlemi var. Sonra da kefiri canlı tutmak için dikkat gerektiriyor ki biz Türk insanıyız ayol jonglör gibiyiz bunu mu beceremiycez pehhhh:)))

Hocaların sayfası : https://www.kefirdanem.com/

Sizden en çok gelen soruları topladım buraya. Kafanıza takılan başka bişi varsa yazın lütfen:))

Güzel bir gün diliyorum ben ve pazara gidiyorummmm:)))

Sevgiler,

makarnalutfen.com adına
Tuğba Bayburtluoğlu

Not: Bu yazıyı yazdıktan sonra bir dostumuz da kefir yazısı yazmış sonuna da bizi eklemiş bulabilirsiniz diye sağolsun. Onun da bağlantısı burda buyrun: http://gununcorbasi.blogspot.com.tr/2014/03/kefir-mucizesi.html#more

8 Mart 2014 Cumartesi

Kekleri tatlandırmak için ne kullanalım sorularından birine daha bir cevap - Hurma Özü

"Tugba Hanım merhabalar,

Sitenizi takip ederek gerçekten çok faydalı bilgiler ediniyoruz, kendi adıma çok teşekkür ederim.

Sayenizde organik diye her pekmezi almamayı ve keklerde kullanmamamız gerektiğini acı bir şekilde öğrendim ve etrafımdaki aile büyüklerini de bilgilendirdim. Ama hala şeker tüketmemek ve 2 çocuğuma da tükettirmemek için alternatif birşeyler aramaktayım.

Tatlı ihtiyacımı bastırmak amacıyla  bol bol hurma ve dut tüketiyorum ama çocuklar illaki kek kurabiye gibi atıştırmalıkları tercih ediyorlar. Geçenlerde markette de Hurma özü ve suyuna rastladım. Mantıken hurmanın özünü de kekte kullanırsak yüksek sıcaklığa ulaşacak ve bozulacak ama yinede size sormak istedim. Bu konuda bir fikir verebilirseniz çok sevinirim.

Sevgiler,

Ayşegül"




"Sevgili Ayşegül Hanım teşekkürler ilginiz için.

Hurma özünün nasıl üretildiğini bilemediğim için bişi diyemeyeceğim. Koyu bal gibi pekmez gibi yoğun bir ürün mü acaba? Bir de hani naçizane tavsiyem kuru meyveleri kullanmanız keklerde çöreklerde. Bİr bardak şeker olan tariflerde bir buçuk bardak kuru üzüm fena olmuyor ama sadece üzümleri parçalamak lazım. Bıcakla ya da işte kekkin içine girecek sulu karışım ne varsa onun içinde.

Umarım yardımcı olabilmişimdir.

Sevgiler,

Tuğba"

28 Şubat 2014 Cuma

staj meselesi

staj mevzuu önemlidir. dün bir mesaj gelmiş sözlükten. (artık tanınıyorum niheheh:) yok be tamamen gıda mühendisliği başlıklarına yazdığım için bence.

neyse

ben de yazdım demin. bundan sonra buraya alacağım böle ufak soru cevapları. bir sürü şey yazıyorum maillerde, sosyal medyada filan uçup gidiyor:))

buyrun efem staj mevzuuna. bu gıda sektörü için değil bence bir çok sektör için geçerlidir bu arada.

"merhaba,
yazılarınızdan anladığım kadarıyla gıda mühendisisiniz. ben de xxx üniversitesi'nde gıda mühendisliği okuyorum. malum staj yapmam gerekiyor ama çok fazla bilgim yok. araştırıyorum ama çoğu markanın sitesinde staj diye bir sekme bile yok. beni biraz bilgilendirirseniz sevinirim."

"merhaba

tabi bilgi olmaz sitelerinde vb. büyük firmalar stajer sevmez:)) küçükler de işçi olarak görür. esasında büyükler de bedava işçi olarak görür ya neyse:)))

siz şimdiden çalışmak istediğiniz sektörde, ilgilendiğiniz konu üzerine üretim yapan hizmet veren bir kaç firmaya başvurun. daha çok var demelerine bakmayın, başvurun. araya tanıdık koyun vb. benim staj işimi görmedi ama 2 sene önce mezun olmuş bir kardeşimiz büyük bir biracıda şu anda. tabi illa orada staj yaptığı için değil ama orada staj yapmış olması açılan kadro için onu tanımış olmaları filan hepsi bi araya gelince şukela olmuş.

ısrarcı olun, staj yerinizi gerekiyorsa söküp koparın. özellikle büyüklere saldırın:))

umarım yardımcı olabilmişimdir.

sevgiler"

18 Şubat 2014 Salı

Yeter Gıda Mühendislerine Laf Çakıp Prim Kazandığınız!

Piyasada basılmış kitabını satmak için, sağa sola konferanslara toplantılara televizyonlara davet edilmek için uğraşan bir gıda mühendisi var mı biliyor musunuz?

Hayır.

Akşam haberlerinde flaş flaş flaş bilmemne gıdada ölüm tehlikesi diye bir gıda mühendisini korkutucu açıklamalar yaptığını duydunuz mu hiç hayatınızda?

Hayır.

Gıdalardaki özellikle tavuk ve sütte sanki çooookkkk büyük problemler varmış gibi döndürüp döndürüp halkı korkutan ama çok tüketilen kırmızı biberdeki, incirdeki, pekmezdeki, kanserojen tehlikesinden hiçççç bahsetmeyen onkolog var ama.

Adının önündeki Prof mertebesini tütün eksperliğinden ya da kimya alanından almış olup da masusçuktan çay ve kozmetik satan kişiler de var.

Durup durup bir işlenmiş gıdalara takılmalar, paketlenmiş herşey tu kaka yaklaşımı, gıdanın mühendisliği mi olur söylemi beni harbiden harbiden bıktırdı.

En son Canan Karatay Hoca'nın muhtemelen takipçilerinden gelen bir Facebook iletisi bizim Gıda Mühendisleri Odası'nın canına tak demiş. Detaylar aşağıda. Canan Hoca'nın kitaplarını ben de altını çize çize okudum ve çoğunlukla destekliyorum tavsiye ettiklerini. Yalnız artık yeter diyorum ve ben de bu Kamuoyu Bilgilendirmesi'nin altına imzamı atıyorum. Gidin kendinize başka bir rant kapısı bulun. 4 sene ağır bir eğitimden geçmiş gıda mühendislerine durup durup laf atıp prim sağlayacağınıza, asgari ücret bile vermeyen gıda patronlarına, gıda teroristlerine dikkat etmesi için halkı uyarın. Toplum sağlığı çoluk çocuk herkesin iyi beslenmesi için biz gıda mühendisleri gerekliyiz, bir mühendis bile çalıştırmayan merdiven altı üreticiler değil.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası ve Üniversitelerden
Kamuoyuna Bilgilendirme  
17.02.2014
13 Şubat 2014 tarihinde https://tr-tr.facebook.com/Canan.Efendigil.Karatay adresi üzerinden sosyal medyada
Canan Efendigil Karatay adıyla "Gıda Mühendisliği diye bir saçmalık çıktı! Gıda doğal olmalı neyin mühendisliği
bu? Gıda Mühendisliği olmaz!" yorumunu paylaşmıştır.

Facebook sayfası üzerinden paylaşmış olan bu ifadeler son derece cahilce, bilim ahlakından uzak ve haddini
aşan ifadelerdir. Bu yorumla ilgili olarak, Sayın Karatay‘a ulaşılmış,  bilgilendirme yapılmaya çalışılmış ve
bu açıklama kendisi tarafından yapılmadı ise bunun ilgili tüm taraflara açıklanması için birlikte basın açıklaması
yapmak amacıyla görüşme yapılmasına gayret gösterilmiş, ancak kendisinin görüşmeyi/açıklama yapmayı
reddetmesi nedeniyle bir sonuca ulaşılamamıştır. 

15.02.2014 tarihinde yine aynı sayfada, söz konusu sayfanın bir Facebook Fan sayfası olduğu; Prof. Dr. Canan
Efendigil Karatay ile hiçbir ilgisi bulunmadığı, paylaşımların bir kısmını Prof. Dr. Canan Karatay‘ın gazete ve
televizyon röportajlarından alıntı olduğu açıklanmıştır. Açıklamada; bu açıklamayı yapan kişi veya kurumun
ismi olmadığı gibi, bugüne kadar kendi adıyla gündeme yansıyan ve büyük tepki alan cümlelere
Prof. Dr. Canan Karatay‘dan da bir açıklama, yalanlama veya özür mesajı gelmemiştir.  

Bilim insanı iddiası ile toplumla sürekli görüşlerini paylaşmayı ve doğru yönlendirme görevini üstlenmeyi misyon
edinmiş görünen bir uzmanın, başta kendi mesleğine olmak üzere farklı disiplinlerde yetişmiş olan uzmanlara
olan saygısı ve sahip olması gereken etik kurallar gereği böyle bir yorumu yapmayacağı ortadadır.
Aksine bir durum, kendisine verilen eğitimi, bilimi ve etik değerlerini inkâr etmesi anlamına 
gelecektir. 

Bizler en az 30 yıldır bu ülkede gıda mühendisliği eğitimi veren üniversiteler ve bu mesleği temsil eden kamu
kurumu niteliğinde meslek odası olarak şunların bilinmesini arzu ediyoruz:

   -Doğal olan her şey daima sağlıklı anlamına gelmemektedir. Son derece faydalı doğal gıdaların yanı sıra,
toksik olan ve tüketilmesinde sakınca olan veya işlendikten sonra güvenli hale gelen pek çok gıda vardır. 
Hatta eğer gerekli kontroller sağlanmazsa güvenli olabilecek pek çok ürün de sağlık riskleri içerebilir.
Örneğin, bazı küfler tarafından üretilen mikotoksinler doğal koşullarda üretimde ortaya çıkar, önlemenin
yolu ise bu üretim sürecinde bu tehlikeyi önleyecek bir sistemi kurmaktan geçmektedir.
Köyde üretilmiş, evde kurutulmuş diye özellikle tercih ettiğimiz kırmızıbiberin ne denli temiz koşullarda
olursa olsun eğer parçalanmadan kurutulmuşsa aflatoksin içerme ihtimalinin yüksek olduğunu hangi ev
kadını, kaç çiftçi bilmektedir?

   -Ekmek de dâhil neredeyse tükettiğimiz tüm gıdalar (çiğ tüketilen sebze meyve hariç) ister ev koşullarında,
isterse sanayide üretilsin "işlenmiş ürün"dür. İşleme ve muhafaza bir zorunluluktur. Doğada un yoktur, bizlerin
tükettiği hali ile şeker yoktur. Yoğurt ve peynir yoktur.  Bir an için değirmenlerin, fırınların, kurutma
tesislerinin, süt fabrikalarının, zeytinyağı tesislerinin kapatıldığını düşünelim.  Güvenli, besleyici ve lezzetli
gıdaların her mevsimde ve her yörede bulunabilirliğini kim sağlayacaktır?

   -Gıda mühendisleri; hammaddeden gelen besin öğelerini maksimum düzeyde koruyarak,    minimum
kayıpla üretiminden tüketimine kadarki tüm süreçlerde sağlığa uygun, güvenli ve kaliteli gıda üretilmesi
temelinde eğitim alırlar. Bu temelle, geleneksel yöntemler de dâhil gıdaların üretiminde var olan sağlık
sorunlarının tespit edilerek bu sorunların önlenmesi, gıda üretim teknolojilerinin geliştirilmesi, gıda
maddelerinin ambalajlanması ve depolanması, üretilen gıdaların kalite kontrollerinin ve resmi denetimlerinin
yapılması, gıda alanında araştırma-geliştirme faaliyetlerinin yürütülmesi  konularında görev ve sorumluluklar
alırlar.

   -Değişen dünyada değişen tüketici ihtiyaçlarına cevap verebilmek üzere ürün çeşitlenmesi/yeni 
ürünlerin oluşturulması için de gıda işletmeleri ve gıda konusunda uzmanlaşmış meslek grupları vazgeçilmezdir. 

   -Sağlıklı yaşam için güvenilir gıdaya ulaşmak önemlidir. Hassas gruplar yani hastalar, yaşlılar ve bebekler,
metabolik rahatsızlığı olanlar başta olmak üzere, tüm bireyler tarafından tüketilen gıdaların ulaşılabilir ve
güvenilir olması, gıda bilimi ve onun uygulayıcıları olan gıda profesyonellerinin varlığı ile mümkündür. 
Bilinmelidir ki çölyak hastalarına glutensiz ürün üretmek, laktozu tolere edemeyen bünyelere laktozsuz süt
üretmek, kendi başına beslenemeyecek kadar hasta olan kişilere enteral beslenme ürünlerini üretmek,
uzayda tüketilecek gıdaları üretmek bir mühendislik işidir.

   -Dünyada ve ülkemizde gıda bilimi ve bu bilim ışığında bilgi ve donanımını hizmete dönüştüren meslek
mensupları olmazsa güvenilir gıdaya ulaşmak tesadüflere kalacak, dengeli ve yeterli beslenme için gerekli
ürünlerin birçoğuna ulaşmak hayal olacaktır.

   -Gıda Mühendisleri, gıda güvenilirliğinin sağlanmasında temel mesleklerden biridir. Ülkemizde, dört yıl
boyunca mühendis yaklaşımıyla "en iyi, en güvenilir gıdanın" nasıl üretileceği konusunda eğitim alan
meslektaşlarımız, güvenilir gıdanın üretiminde görev almaya devam ederek halkımızın güvenilir gıdaya
ulaşmasında anahtar rol alma görev ve misyonunu sürdürecektir.

Tüm bu doğruları kamuoyu ve tüketicilerin dikkatine sunuyor; söz konusu paylaşımla ilgili hukuki
haklarımız saklı kalmak kaydıyla Prof. Dr. Canan Karatay‘ı bu konuda bir açıklama yapmaya ve kendi
adıyla paylaşılan ifadeleri düzeltmeye davet ediyoruz. Bu ve benzeri olaylar sıklıkla yaşanmakta ve
kamuoyunun güvenli gıdaya ulaşımda algısını olumsuz etkilemektedir. İlgili kişileri, hali hazırda görev yaptığı
kurumları, kamu otoritelerini ve kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarını göreve çağırıyoruz.  

Doç. Dr. Osman KOLA
Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Doç. Dr. Mehmet Sertaç ÖZER
Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Doç. Dr. Veli GÖK
Afyon Kocatepe Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Mehmet İNAN
Akdeniz Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Aydın ÖZTAN
Aksaray Üniversitesi

Prof. Dr. Aziz EKŞİ
Ankara Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Barbaros ÖZER
Ankara Üniversitesi
Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Celalettin KOÇAK
Ankara Üniversitesi
Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Filiz YANGILAR
Ardahan Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Mükerrem KAYA
Atatürk Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. M. Murat KARAOĞLU
Atatürk Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Yrd. Doç. Dr. Ayla ARSLANER
Bayburt Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Doç. Dr. A. Kemal SEÇKİN
Bursa Teknik Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Semra KAYAARDI
Celal Bayar Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Doç. Dr. Ersel OBUZ
Celal Bayar Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Cengiz CANER
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Yrd. Doç. Dr. Oğuz AYDEMİR
Çankırı Karatekin Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Yrd. Doç. Dr. Deniz BAŞ
Çankırı Karatekin Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Turgut CABAROĞLU           
Çukurova Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Zerrin ERGİNKAYA
Çukurova Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Hüseyin ERTEN
Çukurova Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Şebnem TAVMAN
Ege Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Taner BAYSAL
Ege Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Yekta GÖKSUNGUR
Ege Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Ali Rıza TEKİN
Gaziantep Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Doç. Dr. Özlem AKPINAR
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Halil VURAL
Hacettepe Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Ümran UYGUN
Hacettepe Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Hamit KÖKSEL
Hacettepe Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Ayhan ATLI
Harran Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Yrd. Doç. Dr. A. Sabri ÜNSAL
Harran Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. İbrahim HAYOĞLU
Harran Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Doç. Dr. K. Savaş BAHÇECİ
Hitit Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Yrd. Doç. Dr. Önder YILDIZ
Iğdır Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Yrd. Doç. Dr. Bayram YURT
Iğdır Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Şükrü KARATAŞ
İstanbul Aydın Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Beraat ÖZÇELİK
İstanbul Teknik Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Dilek BOYACIOĞLU
İstanbul Teknik Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Nazan TURHAN
İzmir Ekonomi Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Özlem TURGAY
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Yrd. Doç. Dr. Ahmet Levent İNANÇ
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Yrd. Doç. Dr. Yalçın COŞKUNER
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi  
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Yrd. Doç. Dr. Mehmet KÖTEN
Kilis 7 Aralık Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Doç. Dr. Yusuf YILMAZ
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. İbrahim EKİZ
Mersin Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Mahir TURHAN
Mersin Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Ali BATU
Mevlana Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Yahya Kemal AVŞAR
Mustafa Kemal Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Zehra GÜLER
Mustafa Kemal Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Yrd. Doç. Dr. Emir Ayşe ÖZER
Mustafa Kemal Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ
Namık Kemal Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Nesimi AKTAŞ
Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Zeliha YILDIRIM
Niğde Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Metin YILDIRIM
Niğde Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. M. Hikmet BOYACIOĞLU
Okan Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Ahmet Faik KOCA
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Doç. Dr. Zekai TARAKÇI
Ordu Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Alev BAYINDIRLI
Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Yrd. Doç. Dr. Ayşe Tülin ÖZ
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Aydın YAPAR
Pamukkale Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Yrd. Doç. Dr. Serpil ÖZTÜRK
Sakarya Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Nihat AKIN
Selçuk Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Mustafa KARAKAYA
Selçuk Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Zeynep SEYDİM
Süleyman Demirel Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Mihriban KORUKLUOĞLU
Uludağ Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Mustafa ÖZİLGEN
Yeditepe Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Artemis KARAALİ
Yeditepe Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Muhammet ARICI
Yıldız Teknik Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. İsmail Sait DOĞAN
Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Nafi ÇOKSÖYLER
Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Ü.
Prof. Dr. Kadir HALKMAN
Gıda Teknolojisi Derneği
Dernek Başkanı
Recep ÖZMETİN
TMMOB
Yönetim Kurulu Üyesi
Petek ATAMAN
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı
Dr. Bediha DEMİRÖZÜ
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu II. Başkanı
Serdar Alp SUBAŞI
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Sayman Üye
Fatmagül ÇIRA
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Yazman Üye
Dr. Şennur ÖZKAYA
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Üyesi
Sevda KARA
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Üyesi
Eylem Başak KAYA ÇETİNER
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Üyesi
Prof. Dr. Aykut AYTAÇ
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası / Hacettepe Üniversitesi
Yönetim Kurulu Y. Üyesi / Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi
Fikret OKANT
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Y. Üyesi
Nazan MARAŞ
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Y. Üyesi
Özlem SARIOĞLU
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Y. Üyesi
Bahar OKYAY
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Y. Üyesi

6 Ocak 2014 Pazartesi

Çin Tarçını vs Ceylon Tarçını. Birini çocuklara yedirmeyin yazısı

Alternatif Anne'nin kurucularından canım Gülüş Türkmen'le iyi anlaşırız, gıda konusunda bir soru kafasına takıldı mı direkt açar sorar, yazar. Cmt sabahı Çin Tarçın'ın içindeki kumarin maddesinin çocuklarda sorun çıkardığına dair bir yazı yollamış. Yorumumu almak istemiş. 

Bizim okulda tek tek baharatları, gıdaları vb görmedk. Aynen hiç bir makina fakültesinde her türlü motor, aksam, sistemi göstermedikleri gibi. Ama iyi araştırmayı ve eleştirel düşünmeyi öğrettiler ki zaten mühendislik eğitimin ve hatta pozitifi bilim eğitiminin temelinde bu yatar. Neyse uzatmıyım. Bu konuyu bilmiyordum. Yalan yok bende. Hemen açtım, okudum yazıyı. Oranlar filan verilmiş güzel bir yazı ama tabi ki kontrol etmek lazım. Hem İngilizce hem Türkçe farklı anahtar kelimeler ile aradım, blog yazısındaki bilgilerin temelde doğru olduğunu teyid edip geri döndüm Gülüş'e.

Olay şu : Dünya'da üretilen 4 çeşit tarçın var. Bir çeşit ağaç kabuğu tarçın. Çin Tarçınında bulunan kumarin maddesi kanserojen olarak kabul edilmiş ve günlük kullanımda kişilerin kilo başına belirli bir dozu geçmemesi ve özellikle vücüt ağırlığı düşük çocuklar tarafından günde 1 çay kaşığından daha fazla Çin Tarçınının tüketilmemesi tavsiye edilmiş. 

Kim diyor bunu? 

Avrupa Birliği ve ABD. 

Peki diğer tarçınlar ne durumda? 

Sadece Ceylon Tarçınında kumarin iz miktarda bulunuyor yani çocuklar ve büyükler tarafından rahatlıkla tüketilebilir. 

Çin Tarçını daha ucuz olduğu ve daha hoş gözüktüğü için Türkiye'de genelde kullanılan tarçın Çin Tarçını. Evdeki, üretimdeki tüm toz tarçınlarıma baktım ne yazık ki hepsi Türk Malı yazıyor (Mantık o ya burda paketlenince bizim malımız oluyor tey Allahım). Toz olanlara emin olamam karışım olabilir. Çubuklar vardı onlar da bariz Çin Tarçını. Hepsini attım. Şimdiye kadar tüm üretimlerimde toz tarçın kullanmış olduğumdan hemen korkup hesap yaptım. Hem Şekersiz Kurabiye'de hem Şekersiz Elma kullandığım tarçın miktarı şükürler olsun ki tehlikeli miktarın %1'inden az kalıyor. Yine de bu ürünlerimin satışı durduruyorum. Danışmanlık verdiğim Köysel'in Elmalı Yeşil Ceviz Ezmesini de bu kış için satıştan kaldırıyorum. Dediğim gibi bu ürünlerde çok az miktarda da olsa Çin Tarçını var. Hepinizin ne kadar aldığını biliyorum esasında kimse yüklü sipariş geçmedi bu ürünlerden, korkmayın hiç birimizin miniği yüksek miktarda kumarine maruz kalmadi. Elinizdeki ürünleri atmayın, ebeveynler son derece rahatlıkla tüketebilir. 

Hemen Ceylon Tarçını araştırmaya başladım. Ortanca Ablam Eczacı biliyorsunuz. Hemen aradım tıbbi çaylarda kullandığı tarçını kontrol etmesini istedim. Şükür Ceylon Tarçını kullanıyormuş. O da beni sıkıştırıyor şimdi güzel bir Ceylon Tarçını bulmam için. Bu arada bu Perşembe İstanbul Expo Center Yeşilköy'de başlayacak olan Exponatura Organik Fuarında onunla ve tıbbi çaylarla ilgili bir süprizimiz olcek size:))) 

Bunlar benim önlemlerim. Sizin yapacağınız evdeki tarçını kontrol etmek ve eğer Çin Tarçını ise kontrollü kullanmak. En altta bilgiler var. Fotoğrafta iki tipin ne kadar farklı olduğunu gösteriyor zaten. O da aşağıda. Soldaki Ceylon sağdaki Çin Tarçını. 

Haftanın başında hemen böyle felaket haberi gibi bir yazı yazmak istemezdim ama sizi uyarmak ve kendi ürünlerimi korumak benim görevim. Her zaman söylerim: Kendi çocuğumun boğazından geçmesine izin vermediğim bir şeyi üretmeyeceğim.

İyi haftalar,

Tuğba

Tarçın bağlantıları:
http://en.wikipedia.org/wiki/Coumarin
http://xlargeaile.blogspot.com/2013/02/anne-olarak-tarcn-hakknda-bilmen.html
http://seasonalitybylogovida.blogspot.com/2011/07/if-only-one-cinnamon-is-true-are-all.html