5 Aralık 2012 Çarşamba

Felaket tellalığı, glutamatlar, maya ekstraktı filan filan filan

Geçen yine anneloji.com dan bir soru geldi monosodyum glutamat üzerine ben de cevapladım : http://anneloji.com/archives/6821

Bir kaç gün öncesinde de zaten yalansavar.org glutamatlar üzerine detaylı ve benim de altına imza atabileceğim bilimsel kalitede bir yazı yayınlamıştı  : http://yalansavar.org/2012/11/28/aci-tatli-eksi-tuzlu-metalik-ve-msg/

Ben cips severim açıkçası. Tüketimimi sınırlamaya çalıştığım bir rafine gıda. Barbekü ya da köri gibi hazır sosları da severim. Bunları sevmemin sebebinin aroma arttırıcılar olduğunu sanırdım taaaaa ki aldığımı bile unuttuğum Kühne'nin hazır Köri Sosu aklıma gelip de fırın köftenin yanında deneyinceye kadar. 

(Hemen aç parantez, fırın köfte çalışan insanın kurtarıcısıdır. Bir kilo kıymadan köfte yapın, bölün güveç kaplarına, küçük borcamlara incecik serin, atın buzluğa; sabah işe giderken buzdolabına indirin, eve geldiğinizde salata hazır olana kadar pişer fırında. Üstüne biraz kaşar süper akşam yemeği işte)


şukela:)
Yani meğer ben baharat seviyormuşum:))  Kühne Kori Sosu'nun üzerine koca koca yazmış aroma arttırıcı da koruyucu da kullanmadık diye. Yeni trend bu gıda firmalarında. O kadar çok korktu ki millet asılsız haberlerden satışları belki düşmedi  şirketlerin ama kimisi müşteri isteklerine gerçekten değer veriyor olmak için kimisi öyle görünüyor olmak için koruyucular kalktı, aromalar yerinde dursa da aroma arttırıcılar koymuyoruz dendi filan filan. Bir kaç özel durum dışında devletin bir sınırlama getirdiği de yok. Bunların hepsi pazarlama işte dostlar.

Şimdi Evropa'da Amerika'da maya-ekstraktı karşıtlığı var. Bir kaç ay içerisinde bize de gelir maya-ekstraktlarının ne kötülükler aman allahım neler neler yaptığına dair bilgiler. Herkesi alır bir telaş. İçinde maya ekstraktı olan gıdalar ifşa edilir. Bir doktor çıkar esasında mayalı ürünlerin kullanılmasının bla bla bla olduğunu ve şu bu şu hastalıklara sebep olduğunu söyler. Listeler abartılır, korku köpürtüldükçe köpürtülür. Bilimum uzmanların fikri sorulur, iyi niyetli olanlar araştırır "korkmayın" der, vakti olmayanlar da "yemeyin kardeşim" der çıkar işin içinden. Bu böyle bi kaç sene devam eder. Sonra müşterilerinin isteklerine acaip önem veren bir firma çıkar flaş flaş flaş biz maya ekstraktı kullanmıyoruz ürünlerimizde der. Gazeteler haber yapar, sosyal medyada paylaşılır, millet aferin lan der. Sonra başka bi kötü bileşen belirir döngü yine başlar ama kimse de dönüp bakmaz akrilamid sorununa ya da köy pekmezlerindeki kanserojen HMF illetine. Olan yine benim gibi gerçek sorunlara dikkat çekmeye çalışanlara olur, ya da bişi olmaz ne bileyim ben artık yazıp geçiyorum, sorana da "Rafine gıda tüketmeyin" diyorum. Kendime de diyorum tabi:)

2 yorum:

Semi M.Eller dedi ki...

Felaketler her dönemde var nasıl olsa.
Ben çok meraklı olduğumdan yazılarını da hevesle okuyorum. Bir ara yurt dışından beslenme danışmanlığı gibi uzaktan bir eğitim aldım ama tamamlamadım. (tembellik diyelim:))
Geçenlerde yabancı kanallardan birinde Nutella üzerinden tüm Ferrero firması değerlendirildi. Çok ilginçti. Pazarlama taktikleri, ambalaj üzerine yazılanlar...Bundan birkaç gün sonra da başka bir yerde içinde palm yağı kullanıldığını okudum mesela.
Zaten içindekiler kısmı da her zaman doğru değil. Ha onu zaten kullanmıyoruz diyorlar ama gene katkı etkisi yapan bilmem ne maddesi kullanıyorlar, birileri çıkıp fark edene kadar kimsenin ruhu da duymuyor.
Neyse çok okursam sanırım artık yemek yemekten vazgeçebilirim:))

GM dedi ki...

O kadar çok şey yazmışınız ki ben de notlar halinde yazayım :

- Nutella'nın şişesini bizim pazarlama dersinde kaç seneler seneler evvel bile konuştuğumuzu hatırlıyorum. Yani önemli olan fındığı üretmek değil, katma değerli bir ürün yaratmak. Sonra elin adamı gelir tırlarla fındığı çeker senden, fındık borsanı alt üst eder, fiyatları belirler, bir ürün üretir; biz de ancak methiyeler düzeriz ürüne.

- Palm yağı çok kullanılıyor. Bir üründe bitkisel yağ ibaresi görünce bizim saf haklımız ayçiçek mayçiçek sanır ama pihuuuu..

- Kanunen sorun oluşturmasa da bir grup insan katkı maddelerinin adlarını bile duymak istemiyorlar. Gerçi önemli olan dozajdır hep söylerim ama bir molekül bile istemeyen biri varsa saygı duymak lazım, adamın seçimi bu. Bu yüzden genel olarak hep rafine gıdalardan boş kalorilerden uzak durun diyom ben:))

- Saygılar efem:)