gıda mühendisliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gıda mühendisliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2018 Çarşamba

Gıda Güvenliği Kongresi Sonuç Bildirgesi

Çok uzun zaman olmuş yazmayalı. Esasında her hafta ve hatta her gün bir içerik üreterek hem www.makarnalutfen.com üyelerine hem de sosyal medyada paylaşımlar yapıyorum. Oralardan takip edebilirsiniz beni.

Geçen haftalarda da Gıda Güvenliği Kongresi'ni izleme fırsatım oldu. Bilimsel ve felsefi açıdan oldukça doyurucu bir kongre idi. Sonuç bildirgesini özellikle paylaşmak istemem bundandır.

Sevgiler,

Tuğba

6. Gıda Güvenliği Kongresi Sonuç Bildirgesi

Gıda Güvenliği Derneği koordinatörlüğünde, Uluslararası Gıda Güvenliği Kurumu (IAFP-International Association for Food Protection) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı işbirliği ve meslek odaları, sektör dernekleri, üretici birlikleri, tüketici örgütleri gibi gıda zincirinin her aşamasını temsil eden 31 kurumun varlıkları ve katkıları ile düzenlenen ve böylece gıda sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren Gıda Güvenliği Kongresi'nin 6.sı 3- 4 Mayıs 2018 tarihlerinde 550 kişinin katılımı ile gerçekleşti. Kongrede gıda zincirinde sorumluluk alan tüm mesleklerden temsilciler, kamu kurumları ve özel sektör temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler, tüketiciler ve basın temsilcileri hazır bulundu. 3 paralel halinde gerçekleştirilen toplam 19 oturumda 23 yabancı ve 52 yerli olmak üzere 75 konuşmacı sözlü sunum yaptı ve 91 poster sergilendi.

Her kongrede gıda güvenliği ile ilişkili farklı temaların ele alındığı Gıda Güvenliği Kongresinin 6.sında yeni gıda işleme teknolojileri, gıda güvenliği analizlerinde yenilikçi yaklaşımlar, gıda güvenliğinde dijitalleşme ile iklim değişikliği ve gıda güvenliği ilişkisi öne çıkan konular oldular. Tüketicilerin gıda güvenliği ile ilgili doğru bilgilere ulaşmalarının, gıda güvenliğini sağlamak kadar önemli olduğu yaklaşımı ile basının sorumluluğu; gıda ile sağlık arasındaki etkileşim nedeniyle gıda ve sağlık ilişkisi kongrede öne çıkan diğer başlıkları oluşturdular.

Gıda güvenliği konusunun çok farklı yönleriyle değerlendirildiği 6. Gıda Güvenliği Kongresi’nin sonuç bildirgesi aşağıda yer almaktadır. Kongre sunumlarına, fotoğraflarına ve ayrıntılı bilgiye www.gidaguvenligikongresi.org adresinden ulaşmak mümkündür.

    1. Gıdalar, tarladan/çiftlikten çatala kadar olan süreçte sağlık riski yaratabilecek binlerce etkenle etkileşime açıktır. Bunlara ek olarak gıdaların doğal yapılarında da sağlık riski taşıyabilen unsurlar vardır. Yaşamın her alanında sıfır risk olmadığı gibi gıda risklerini de sıfıra indirmek mümkün değildir. Kendi yetiştirdiklerimiz, evimizde hazırladıklarımız da dahil olmak üzere, yeryüzünde sıfır risk taşıyan herhangi bir gıda mevcut değildir. Mikrobiyolojik bulaşanlar ve sayıları binleri aşan kimyasal kirleticiler, mikotoksinler, gıdaya yansıyan çevre kirleticileri, işlem bulaşanları, tarım ilacı kalıntıları bu risk etkenlerinin başında gelmektedir. Gelişmiş analiz teknikleri ve bilimsel gelişmeler yeni riskleri de gündemimize taşımıştır. Bu risklerin bir kısmı gıda var olduğundan bu yana var olan ancak son dönemlerde daha yakından tanınan risklerdir. Gıda üretimi sırasında yüksek ısıl işleme bağlı akrilamid oluşumu buna en iyi örnektir. Kimi riskler ise -iklim değişikliği bağlantılı senaryolarda olduğu gibi-yeni gündeme gelmektedir. Her nasıl olursa olsun; gıda risklerinin değerlendirilmesi, yönetimi ve iletişiminde bilim odaklı kurumsal yaklaşımlar ve uluslararası regülasyonlar temel alınmalıdır.
    2. Gıdaların güvenli üretimi, kontrolü ve analizinde yenilikçi yaklaşımlar vazgeçilmezdir. İleri teknoloji kullanımı ile sürdürülen çalışmalar bugün bizlere yepyeni bilgiler sunmaktadır. Kamu, üniversiteler ve özel sektör, yenilikçi çalışmalar ve araştırmalara gereken önemi vermeli, bu konuda farkındalığın arttırılmasından kaynak sağlanmasına kadar stratejiler geliştirilmelidir.
    3. Gıda güvenliği uygulamalarının yaygınlaşmasında ve daha verimli bir şekilde uygulanmasında bilişim teknolojileri ve dijitalleşmenin önemi her geçen gün daha fazla artmaktadır. Başta blockchain (Kayıt Zinciri) sensör teknolojileri, yapay zekâ gibi alanlarda olmak üzere gıda güvenliğinde dijitalleşme çalışmaları finansal olarak desteklenmeli, cazip hale getirilmelidir.
    4. Ülkemizdeki gıda zehirlenmelerinin vaka bazında tespit edilmesi ve etmenleri ile somut bağlantılarının kurulması yönündeki epidemiyolojik çalışmalarda metagenomik ve NGS (Next Generation Sequencing,-Yeni nesil dizileme) gibi DNA bazlı ileri teknolojilerin kullanılması gerekmektedir. Bu bakışla Sağlık Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ve üniversitelerin birlikte çalışmaları, sistematik biçimde bilgi paylaşımı ve iş birliği içinde olmaları gerekmektedir.
    5. Probiyotikler insan sağlığına olumlu etkiler yapmanın yanı sıra, hayvan hastalıklarının kontrolünde ve dolayısıyla antibiyotik kullanımının azaltılmasında ve de gıda işletmelerinde biyofilm oluşumunu önlemede çok büyük fırsatlar sunmaktadır. Bu konulardaki uygulamalı bilimsel çalışmaların desteklenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
    6. Her geçen gün daha yoğun biçimde uluslararası ticarete konu olan gıda maddelerinin üretimi, depolanması, dağıtımı ve satışında uyulması gereken kuralların tespitinde ve gıda ticaretinde yaşanan mevzuat uyumsuzluklarının giderilmesi amacıyla bütünsel bir yaklaşım benimsenmelidir. Gıda güvenliği uluslararası bir alandır.
    7. Gıda güvenliği ve sağlık ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır. Bu alanda veri paylaşımı, daha fazla iş birliği ve daha fazla disiplinler arası çalışma yapılması bir zorunluluk haline gelmiştir.
    8. Yaşanmakta olan küresel iklim değişikliği gıda zincirinin birçok noktasında yeni gıda güvenliği tehditlerinin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bu konuda olası değişimlerin önceden tahmini ve iklim değişikliği ile ilişkili farklı senaryolar karşısında alınması gereken önlemler konusunda hazırlıklı olunması, iklim değişikliğine yol açan etmenler ile bu etmenlerin yaratacağı gıda güvenliği riskleri karşısında alınabilecek önlemler ve stratejiler konusunda bilinç geliştirilmesi ve disiplinler arası ve ülkelerarası iş birliği gerekmektedir.
    9. Gıdaların üretimi, tüketimi, tüketiciye ulaştırılması, gıda üzerine araştırmalar, yasal düzenlemeler, medya kanalıyla verilen bilgiler aynı zamanda etik açıdan yaklaşılması gereken konulardır. Etik sorumlulukların gıda zincirinin tüm aşamalarında gereği gibi tartışılması, ortak ilkeler benimsenmesi yönünde disiplinler arası çalışmalar yapılması gerekmektedir.
    10. Günümüzde gıdayla ilgili uluslararası regülasyonlar insan sağlığını bilim odaklı koruma amaçlı ve “kabul edilebilir risk” esaslıdır. Ülkemizde de gıdalar bu regülasyonları temel alarak oluşturulan ulusal mevzuatla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yönetilmektedirler. Ulusal mevzuata uygun olarak yapılan üretimler sonucunda elde edilen gıdalar insan sağlığına uygun, güvenli gıdalardır. Ancak, sınırlı sayıda akademisyen hiçbir bilimsel veriye dayanmadan akıllarına gelen her konuda gıda ile ilgili bilim dışı iddialarda bulunarak gıda güvenliğinde öncelikleri ters-yüz edebilmektedirler. Gıdanın herhangi bir alanında uzman olmayan, kendi alanlarında bilimsel izleri olduğu tartışılan bu akademisyenler ülkemizde ünlenmekte ve tüketiciler tarafından gıda otoritesi olarak algılanmaktadırlar. Medya da bu kişilerin yarattığı sansasyonel ortamdan nemalanmaktadır. Bilim dışı iddialarla tüketicilerin dikkatinin gıda güvenliğinin gerçek riskleri yerine, gerçek olmayan konulara yönlendirilmesi, sonuçta toplum sağlığına zarar vermektedir. Gıda, kendi alanlarında bilimsel bir varlık gösteremeyenlerin toplumda isim yapmak için istismar ettikleri bir alan haline gelmiştir. Kamu yönetiminin verdiği izinle yine onun belirlediği koşullarda ve denetiminde üretilen gıdalar hakkında yapılan bilim dışı iddialar karşında, bu izni veren ve denetimini yapan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın sessiz kalması, bilgi kirliliği veya bilginin istismarı olarak adlandırılan gelişmeyi hızlandırmaktadır. Bu durum sürdürülebilir değildir. EFSA örneğinde olduğu gibi toplum ile interaktif risk iletişiminde bulunabilecek ve inandırıcılığını bilimsel ağırlığından alan bir yapılanma içine girilmesi en geçerli çözüm olarak görülmelidir.
    11. Tüketicilerin her şeyden önce risk olgusuyla tanışması ve ardından da gıdalardaki riskler ve güncel sorunlar konusunda doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması en temel hedef olmalıdır. Ancak bu şekilde, gerçek riskleri değerlendirebilecek ve seçimlerini doğru yapabileceklerdir. Bu amaca yönelik olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na, üniversitelere, özel sektöre ve basına büyük bir sorumluluk düşmektedir: Ülkemizde gıda güvenliği standartlarının tabana yayılmasında hem üreticiler hem de lokanta, büfeler bazında küçük ve orta ölçekli işletmelerin geliştirilmesine büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Bu konuda projeler geliştirilerek küçük ve orta ölçekli işletmelerin gıda güvenliği ve hijyen durumlarının gelişimi sağlanmalıdır.
      - Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sahteciliklerde olduğu kadar, gıda güvenliği ile ilgili denetim sonuçlarının ve risk değerlendirme süreçlerinin paylaşımında da şeffaflığı sağlamalıdır.
      - Gıda endüstrisi kendi üretim süreçlerinde oto kontrolü sağladığı gibi bu süreçleri sektörel sivil toplum örgütleri kanalıyla paydaşların izlemesini de sağlamalıdır.
      - Medya, tüketicilere sansasyonel ve gerçeklikten uzak bilgileri sunmanın engellenmesi için gereken çalışmaları yapmalıdır. Ülkemizde basın kanalıyla körüklenen bilgi kirliliğinin pek çok ülkede bir benzeri bulunmamaktadır.
    12. Ülkemizde gıda güvenliği standartlarının tabana yayılmasında hem üreticiler hem de lokanta, büfeler bazında küçük ve orta ölçekli işletmelerin geliştirilmesine büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Bu konuda projeler geliştirilerek küçük ve orta ölçekli işletmelerin gıda güvenliği ve hijyen durumlarının gelişimi sağlanmalıdır.
    13. Gıdalarla ilgili yasal düzenlemelerin yapılma biçimi son derece önemlidir. Son derece karmaşık ve çok yönlü bir süreç olan yasal düzenlemelerin mutlaka bilimsel bir temele dayandırılması gerekmektedir. Düzenlemelerin kamu yararına, bilimsel temelli, katılımcı ve şeffaf yapılması kadar; bu alandaki güncel hukuki kuralların bilinmesi ve hukuk süreçlerinde zaman kaybetmeden uygulanabilmesi de çok önemlidir. “Gıda Hukuku” bir özel hukuk alanı olarak görülmeli ve bu yönde çalışmalar yapılmalıdır.


28 Şubat 2014 Cuma

staj meselesi

staj mevzuu önemlidir. dün bir mesaj gelmiş sözlükten. (artık tanınıyorum niheheh:) yok be tamamen gıda mühendisliği başlıklarına yazdığım için bence.

neyse

ben de yazdım demin. bundan sonra buraya alacağım böle ufak soru cevapları. bir sürü şey yazıyorum maillerde, sosyal medyada filan uçup gidiyor:))

buyrun efem staj mevzuuna. bu gıda sektörü için değil bence bir çok sektör için geçerlidir bu arada.

"merhaba,
yazılarınızdan anladığım kadarıyla gıda mühendisisiniz. ben de xxx üniversitesi'nde gıda mühendisliği okuyorum. malum staj yapmam gerekiyor ama çok fazla bilgim yok. araştırıyorum ama çoğu markanın sitesinde staj diye bir sekme bile yok. beni biraz bilgilendirirseniz sevinirim."

"merhaba

tabi bilgi olmaz sitelerinde vb. büyük firmalar stajer sevmez:)) küçükler de işçi olarak görür. esasında büyükler de bedava işçi olarak görür ya neyse:)))

siz şimdiden çalışmak istediğiniz sektörde, ilgilendiğiniz konu üzerine üretim yapan hizmet veren bir kaç firmaya başvurun. daha çok var demelerine bakmayın, başvurun. araya tanıdık koyun vb. benim staj işimi görmedi ama 2 sene önce mezun olmuş bir kardeşimiz büyük bir biracıda şu anda. tabi illa orada staj yaptığı için değil ama orada staj yapmış olması açılan kadro için onu tanımış olmaları filan hepsi bi araya gelince şukela olmuş.

ısrarcı olun, staj yerinizi gerekiyorsa söküp koparın. özellikle büyüklere saldırın:))

umarım yardımcı olabilmişimdir.

sevgiler"

25 Ekim 2013 Cuma

Gıdanın mühendisliği olur mu ayol?

Bazen içimden kelimeler, duygular taşıyor ve onları mantıklı bir sıraya dizip yazıya başlamak çok zorlaşıyor. Ben de içinde bulunduğum durumu özetleyerek başlıyorum.

Evvelsi gün çıkıntılığını, hayata farklı bakışını sevdiğim bir arkadaşım televizyonda ünlü bir doktorun "Gıdanın mühendisliği mi olur? Sadece patrona daha fazla para kazandırmanın derdinde olmamalı gıda mühendisleri daha sağlıklı ürünlerin peşinde olmalı." minvalinde bir açıklama yaptığını söyledi. Az biraz konuştuk, ben sektörün içerisindeki durumdan filan bahsettim ona ama o kadar kısa yazabildim ki içimde kaldı. İki gündür de düşün düşün düşün içimden taştı ve oturdum yazıyorum.

Şimdi doktorun sorusunu iki açıdan değerlendirmek lazım :

1- Gıdanın mühendisliği olur mu?

2- Gıda mühendisleri sadece patronların ve kapitalist düzenin söylediklerini yapmak zorunda mı?

Burası bir blog ve aşağıda yazacağım düşünceler sadece beni bağlar tabi ama bir çok meslektaşımın da bu düşüncelere katılacağını biliyorum.

Şimdi ilk soruya cevap hem evet hem hayır. Evet çünkü kısıtlı kaynakla bir şey üretmeyi dizayn etmeye ve sonrada üretmeye kalktığınız zaman bu mühendisin işidir. Olay sadece makineleşme değildir. 

Dün misal erişte kesmemiz gerekiyordu. Hem sütlü hem yumurtalı yaptık. Biraz sütü bol olmuş, çok yumuşak bir hamur oldu, kesmek çok güçleşti. Biz de hemen hamur şeritlerini kurutma makinamıza koyduk sadece 25 dakika dış yüzeyini kuruttuk. Sonraki 45 dakika içerisinde 5 kilo erişteyi kırt kırt hemencecik kestik. Şimdi bu tamam mühendislik harikası bir durum değil ama kaynakları verimli kullanmanın bir sonucu. Her akıllı insan bunu düşünebilse de bunu düşünüp sorunu çözmek için analitik düşünce tarzını mühendislik okullarında vermeye çalışırlar. İlk senelerde canımızı çıkartan, bir çok öğrenciye "ne gerek var yeaaa" dedirten ağır matematik ve fizik derslerinin programda bulunmasının sebebi budur, problemlerin çözümlerine analitik bakış açısı getirerek hızlı ve sağlam çözüme ulaşmak.

Aynı soruya hayır olmaz diye de cevap verebiliriz ama doktor beyin argümanından farklı bir hayır bu. Mühendislik özellikle Alman ekolünde sadece makina, kimya ve inşaat alanlarına yakıştırılmış bir meslektir. Onlar bizim gıda mühendisi dediğimize gıda teknoloğu / teknisyeni derler. Yurtdışında gıda mühendisiyim diyince bir garip bakıyorlar önce ama kimsenin kelimelere takıldığını görmedim ben. Kelimelere takılan Türk halkıdır. Bizim şark tarafımız etiket sever, mevki sever, büyük büyük kocaman kocaman isimler sever. O kadar ağır eğitim aldıktan sonra bölümü okuyan da ezilmemek ister açıkçası. Yani bu isimlendirmenin arkasında kültürümüz var dostlar.

İkinci sorunun cevabına geçmeden önce mesleklere çok da takılmamak gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum. Misal bu soruyu soran doktor bey göğüs hastalıkları uzmanı. Beslenmeci değil, direkt alanı dahiliye değil ama beslenme üzerine bol bol kalem oynattığını biliyoruz. Oynatsın bir lafım yok ki zaten bizim halkımız doktor da sever. Beyefendinin söylediklerinin çoğuna da ben de imza atarım, doktordur bir bildiği vardır düşüncesinden yola çıkarak feyz alırım, araştırır, öğrenirim. Kendisi en azından doktor. Bu ülkede tütün eksperleriyle kimya profesörleri değme fitoterapistlere, eczacılara, bitki bilimcilere, bitkisel tedaviler üzerine uzmanlaşmış doktorlara taş çıkartacak kitaplar, programlar efendime söyliyim dükkanlar filan filan filan açıp paraya para demezken kalkıp da bir tıp profesörüne ancak aman hocam denilebilir. 

Gelelim ikinci sorunun bariz cevabına. Gıda mühendisleri sadece patronların ve kapitalist düzenin söylediklerini yapmak zorunda mı? Çok basit yanıt esasında : EVET. Hem de koca bir EVET. 

Neden?

Çünkü buradaki sorun gıda vb sorunu değil, buradaki sorun maaşlı çalışma sorunu. Sizden patronunuz ne isterse onu kanunlara en uygun şekilde, gıda güvenliği açısından sorun çıkmayacak biçimde üretmek zorundasınız. Patron misal burda süt var işleyeceğim, taaa 1000 km ötedeki insanlara ulaştıracağım ama uçakla filan gönderemem o yüzden ömrü 1 haftadan uzun olsun ve illa da soğuk zincir gerektirmesin dediğinde yapılan şudur : Sütün bu kriterlere uyabilmesi için proses dizayn edilir VEEEE besin değerlerinde, içerdiği sağlığa faydalı özelliklerinde bir düşme olup olmadığına bakılır. Yani ortada sadece sütün ömrünü uzatıp bin kilometre öteye çakmak durumu yoktur. Var olan sistemler gıdanın besin öğelerini korurken raf ömrünü optimumda tutmak üzeredir. Yani sektörde elinde renkli deney tüpleri ve karışmış saç sakal ile "Ni ha ha ha, sonunda hiç bir besin değeri kalmamış ama 3000 sene dayanan süt ürettim" diye diye dolaşan tipler yoktur.))

Patronun istediği en makul şekilde çözülür ve sunulur. Kendisi bir çok kapitalist gibi kenardan dolaşmak, azcık ucuundan nolcak yahu laflarıyla sizi kandırmaya çalışabilir. Sağlam durup diretmek lazım. Benim gibi olması gerekeni yaptırıp sonra da patronla papaz olmayın ama. Tatlı tatlı yapın. Kovulmayın:))

Gıda sektörünün içinde bulunduğu rafine gıda sorununu iliklerine kadar hisseden ve bunun değişmesi için kafa patlatan, kendi minik çabalarımla bişiler yapmaya çalışan bir gıda mühendisiyim. Biliyorum benim gibi deliler var bu dünyada ve açıkçası işimiz baya bir zor. Yel değirmenlerine karşı savaşıyoruz. Bu savaşta açıkçası sırf adım mühendis olduğu için laf yemek istemiyorum. Sapla saman birbirine karışsın, dumanlı tozlu havada gerçekler flulaşsın istemiyorum. Bana, benim gibi ya da sırf patronu öyle söyledi diye rafine gıdalar üretmek zorunda kalan meslektaşlarıma laf edilmesin. Gücünüz yetiyorsa, mühendislere gelmeden önce şarlatan doktorumsulara, mesleği sağlığın yanından bile geçmeyen sözde profesörlere ve bir de açıkta pislik içinde ne idüğü belirsiz gıda ve sağlık ürünleri satan aktarlara, gözünü para hırsı bürümüş işadamlarına laf edin, carlayın, yerin dibine sokun. Bana da mühendis demek istemiyorsanız demeyin, bana etiket lazım değil hamdolsun. Benim derdim iyi, sağlıklı ve pratik gıdalar üretmek. 

Hadi daha gidip dükkanı açıcam canım eriştelerim kurudu mu onlara bakıcam. Tutmayın beni hadi tutmayın beni:))