meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2015 Salı

Evde nasıl meyve kurutulur?

Bir dostumuz sormuş dün eposta ile, bilgim dahilinde yanıtladım:

".... yakınlarımın elma bahçeleri var küçüğünü,dibine düşeni değerlendirmiyorlar, ben iki yıldır birazını sirke yaparak değerlendirmeye çalışıyorum; daha fazla ve çeşit değerlendirmek için kurutmayı düşünüyorum ama 
net bir tarif bulamadım. Bana yardımcı olur musunuz?.."

"Merhaba,

Kurutma oldukça zahmetli olabilir ama en azından bir kere denemek istiyorum derseniz fırınınızı 50°C civarında ayarı var ise (ya da düşük ısı, amaç 100°C'yi geçmemek) burada kurutabilirsiniz. Bir tepsi ince kesilmiş elmayı yağlı kağıt üzerine yayın yeter. Sadece süre en az 5-6 saat sürecektir. 

Bir başka ihtimal de doğal pestil yapmanız olabilir. Elmaları rendeleyip bolca suyunu uçurduktan sonra ateşte yine yağlı kağıt üzerine ince bir katman olarak sürerek pestil gibi kurutabilirsiniz. Burada içine yemişler ekleyip mesela tarçın ve balla da tatlandırabilirsiniz. Bunun kuruması da uzun sürecektir ama sadece elma dilimi kurutmaktan daha kısa süreceği kesin:) Pestili fırına vermeden önce dilimlerseniz daha da kısalacak ve kolaylaşacaktır işiniz. Yabancı kaynaklarda fruit leather olarak geçer bu ikinci tarif.

Umarım yardımcı olabilmişimdir.

Sevgiler,"

Şimdi farkettim bir de yeni küçük kurutma makinaları var ev tipi. Sanırım Philips çıkarmış. Denemedim bilemiyorum. Daha önce eski şirketimde ev tipi bir Tchibo ürünü kullanmıştık. Profesyonelden süre olarak pek farkı yoktu. Baya bir sürer kurutma işi öyle makinasını aldım diye düşünmeyin. Önce kendi fırınınızda deneyin bir görün ne kadar çok uzun sürdüğünü ondan sonra yatırım yaparsınız. Hayır gelip sonra kafama kurutma makinalarınızı atmayın diye yazıyorum:))))

Bir de pestillere nişasta konur Anadolu'da. Bu hem ürünün suyunu emer kendine bağlar hem de işleme kolaylığı sağlar. İlla nişasta koymak zorunda değilsiniz, yulaf ezmesi ya da ruşeym de ekleyebilirsiniz. Sizin yaratıcılığınıza kalmış. Ayol sabah sabah canım çekti:)))





18 Aralık 2013 Çarşamba

Meyvelerin üzerindeki mumu nasıl bertaraf ederiz?

Günaydın dostlar

Haftaiçi her sabah makarnalutfen.com dostlarına mail atmaya çalışıyorum bir zamandır. İçinde sadece makarna ile ilgili değil, gıdalar ve pişirme yöntemleri, beslenme vb ile ilgili bir sürü bilgi olabiliyor ya da sadece car car yazmış oluyorum kesin bilgi değil:))

Uçmasın, mail kutularından silinmesin, biraz daha kalıcı olsun diye buraya eklemeye karar verdim her gün yazdığımı. Her türlü yyoruma her zaman açık olduğumu biliyorsunuz değil mi?

Buyrun bugünki mektuba:))

Günaydın dostlar,
 
Dün biraz allak bullak oldum (dakka bir gol bir bugün dertleşme günümüz:)) İletişim Uzmanı bir dostumuz bir mail atmış ve en temel haliyle şunu tavsiye etmiş: Daha az yazarak müşterilerinizi ürünlere yönlendirebilirsiniz. Sağolsun ilgilenmiş, kendi uzmanlığı açısından bir açık görmüş, paylaşmış. Benim derdimin sadece satış olmadığını bir dost meclisinde muhabbet ediyor olmayı tercih ettiğimi, eski mahalle esnafı ile nasıl sohbet ede ede alışveriş yapılıyorsa ve hatta bazen yapılmıyorsa onun tadında bir dil tutturmak istediğimi, içimden bunun geldiğini, önemli olanın alışveriş değil muhabbet olduğunu düşündüğümü ilettim kendisine. "Emeğinizin karşılığını almanızı isterim" demiş. Haklı emeğimin karşılığını alamıyorum, ama ahhh herşey karşılıklı olmak zorunda mı?
 
Yine de düşündüm. Son dönemde biraz boş yazmış olabilirim. Bilemiyorum. Her gün mutlaka sağlık, gıda, araştırmalar üzerine bilgiler paylaşmam gerek onu boşladım sanırım. Elimden dilimden geldiğince yazacağım. Bir süre ara mı versem diye düşündüm ama vazgeçtim sonra. Mailllerinize hızlı cevap veremiyebiliyorum sadece onun kusuruna bakmayın. Buradan her gün göndermeye çalışacağım yine.)
 
Hemen konuya gireyim o zaman. Armut ve kimi elmaları uzun dayansınlar diye mumlar kaplar ziraat sanayii (sadece gıda sanayii yok dostlar, herşeyi gıdacılara yıkmayalım:))) Böylece uzun mesefelere daha düşük depolama maliyeti ile gönderilmeleri mümkün olur. Ben armudu çooookk severim. Yine almaya başladım tabi ve yıkamaya çalıştığımda yine bir mum tabakası ile karşılaştım. (Genelde küçüklerde olmuyor büyük komacan armutlarda çok mum oluyor). Bu mumun yenilebilir olduğunu söyleyecektir üreticileri tabi ki size (ki zaten yenilemeyecek bir şeyin meyvenin üzerinde işi ne). Bertaraf etmek için iyi yıkamak, belki biraz sirke ile yıkamak söz konusu olabilir. Benim gibi sirke kokusu armudumun mis gibi kokusunu öldürmesin diyenlerdenseniz güzelce soyun dostlar. Öyle incecik mincecik de değil, baya baya soyun. Böylece hem kabuktaki mum tabakasından hem de olası bir pestisit yani ilaç kalıntısını azaltmış olursunuz. Vitamini kabuğunda ama diyenleriniz var biliyorum. Vitamin evet tam kabuk altında yüksek oranda bulunmaktadır. Ama rica ederim koca bir armut yiyeceksiniz, oradan vitamin gelecek, kabuğun altındakileri rahat bırakın lütfen:))
 
Böyle pestisitdi, mumdu uğraşmak istemiyorum derseniz marş marş doooğru organik pazara:)))
 
Ahhh organik üretim ahhhh, senin o güzelim zorlu sularına geri dönücem az kaldı az:))
 
Bu bilgi umarım hoşunuza gitmiştir dostlar. 
 
Biz dün üretim yaptık, bugün irmiğimizin gelmesini bekliyoruz. Pancarımız, siyah havucumuz hazır, ısırganlar ayıklandı, haşlanıp püre haline gelecek, eczanemize protein tozumuzun siparişini verdik. Yarın az bulunan ürünlerimizin üretimi var:)) Cuma siteye koymuş oluruz inşallah. Olur da bizim elektrik idaresi bir nanik yapar, ürünleri kurutamayız, paketleyemeyiz dediğimizden ürün hazır olduğunda siteye ekliyoruz. Çok soru alıyorum stokla ilgili. Siz nolursa olsun stoğa ekleyin ben beklerim derseniz şimdi de eklerim tabi. Sonra nasıl olcek nasıl olcek diye uyku uyuyamam.
 
Çok hassas pandayım ben dostlar, anlatamıyorum kimseye. Gerçekten gönderemediğim siparişler için uykum kaçıyor. Gerçekten boş boş mu yazıyorum, sizlerin vaktini mi alıyorum diye kendime kızıyorum. Dünden beri ruh gibi geziyorum:(
 
Neyse enerjimiz düşmesin, kalkalım toparlanalım, güzel bir müzik koyalım işimize bakalım. Ben bugünlerde çoookkk dinlediğim bir şarkı ile veda edeyim sizlere. Mirkelam bizlerle "Bağırıyorsam bir sebebi var":)) http://www.youtube.com/watch?v=Tu9h_3du6x8
 
Esen kalın (TRT ahhhh TRT:)))
 
makarnalutfen.com adına
Tuğba Bayburtluoğlu
Gıda Müh., İşletme Bil. Uzm.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Organik Gıdaların Besin Öğeleri Konvansiyoneller İle Aynıdır.

Bomba haber gibi gelebilir kimilerine ama ben şaşırmadım :

Organik tarımla üretilen meyve ve sebzeler konvansiyonelle üretilenlere göre daha fazla vitamin, mineral filan filan içermiyor. İmza : Stanford Üniversitesinden bir grup bilim insanı. Newyork Times haber yapmış. Daha sade bir dille yazılan aynı konu üzerine başka bir haber daha var. 

İşin özü şu :

- Organik sebze ve meyveler geleneksel yolla üretilenlere göre daha fazla vitamin ve besin maddesi vb içermiyor.

Organik sebze ve meyveler geleneksel yolla üretilenlere göre daha az böcek ilacı ve kimyasal içeriyor. Hiç içermeme söz konusu değil çünkü tarladan tarlaya vb bulaşma oluyor. Organikler kimyasal açısından daha temiz ve konvansiyoneller kimyasal açıdan limit içerisinde. Tabi bu çalışma ABD'de yapılan bir çalışma. Bizde kimyasal limitlerini aşanlar çıkınca da şaşırmıyorum nitekim  denetimlerimiz zayıf.

- Organik etde de aynı durum geçerli. Belirgin bir besin öğesi farklılığı yok. Sadece bakteri oranında bir düşüş var ama her türlü bakteri zaten düzgün bir pişirmede elimine ediliyor.

- Organik süt daha fazla omega-3 içeriyor. Bu güzel haber özellikle ben bebişe organik süt verirken:)

- Amerikan organikçileri kısaca bu haberi "biz zaten besin öğeleri için değil daha az kimyasal için destekliyoruz organiği" özetiyle karşılamış durumdalar. Ama ana akım medyanın mal bulmuş mağribi gibi bu habere atlamalarından da şikayetçiler. https://www.facebook.com/ewg.org

- Stanford'dan önce bu araştırmayı Sakarya Üniversitesi'nden şu anda ne yazık ki adını hatırlamadığım bir hocamız yapmıştı. Tabi ki bu çalışma duyulmadı çünkü organik gıdaya yatırım yapanların pek hoşuna gitmiyordu (O zaman ki patronuma bu haberi verdiğim andaki yüz ifadesini unutamam:)

- Stanford'un çalışması 4 senede gerçekleşmiş bir istatistiki çalışma. Organik gıdaları ele almış 237 çalışmayı incelemişler ve organik gıdaların beslenmeye eklenmesinin sağlığa pozitif katkısına bakmışlar. Araştırmayı finansör almadan ve tarafsız tamamlamışlar ve bu konuya hassasiyet gösterdiklerini özellikle belirtiyorlar.

- Çalışma tad konusuna hiç bakmamış. Bizde organik gıda tüketicisi buna çok önem verir. Misal ben çocuğuma benim çocukluğumda yediğim lezzetteki kaşarı, yoğurdu ve peyniri yedirmeyi tercih ediyorum.  

- Haberde de bulunan bir noktayı tekrar hatırlatma yarar var : Meyve ya da sebzenin olgunluk durumu organik ya da konvansiyonel olmasından daha çok vitamin içeriğini etkiliyor. Örneğin olgunlaşmamış organik bir meyvenin vitamin içeriği olgunlaşmış konvansiyonel aynı meyvenin vitamin içeriğinden daha az. Sırf organik diye buruşmuş, tazeliğini yitirmiş ve hatta hala ham sebze meyve almayın kısacası.

Bu konu bizim medyamızda ne kadar yer alır ne kadar ses getirir bilemiyorum. Ben hala organik üretimi ve sürdürülebilir tarımı destekliyorum. Nitekim senelerdir biliyordum ve söylüyordum ekstra bir besin öğesi içermediklerini. Ama organik tarım sürdürülebilirdir; daha az kimyasal kullanımı ile doğa ve insan ile dosttur. Türkiye'de organik üreticilerin çoğu bu bilinçle üretim yapar; bu işte çok para var diye girenin ben henüz görmedim. Organik işinin ruhsal bir boyutu bulunuyor yani ama organik ürünler tüm dünyada pahalıyken bizde daha da pahalı hala ne yazık ki. Bu da tüketimi düşük seviyede bırakıyor. Organik ürünleri bütçe el verdiğince almak, konvansiyonel ürünleri de yerel ve küçük üreticilerden temin etmek şimdilik en "doğa sever" yaklaşım. Ben şahsen bunu yapıyorum. Bu tip haberleri de insanların bilgi seviyesi artması ve ona göre seçimlerini yapsın diye yazıyorum. Hep söylerim nitekim "Bilgi paylaştıkça çoğalır".

8 Ağustos 2012 Çarşamba

İşe yaramayan denemeler - Meyva kızartılır mı yahu?

Bu blog daha hayatının başlarında olduğu için devamlı ne olduğunu hatırlatmak gerekiyor : Ben bir gıda mühendisiyim ve açıkçası bazen mutfağımı araştırma geliştirme laboratuarı gibi kullanıyorum:))) Eh her seferinde deneyler (!) başarı ile sonlanmıyor.)

Denk geldikçe Amerika'nın çok bilmiş, çok becerikli Martha'sının Every Day Food'unu seyrederim. Her gün yemek yapmak zorunda olanlara ve lezzete takılmışlara sade, anlaşılır, afrasız tafrasız ve en önemlisi hızlıca yemek tarifi verirler. Bu programdan öğrendiğim ve adapte ettiğim tarifler var ama henüz fotoğraflarını çekemediğimden paylaş(a)mıyorum. Ama evvelsi gün bir tane basit meyveli tatlı gördüm dün akşam da denedim. Sonuç tatmin edici olmadığından fotoğraf motoğraf çekmeden anlatıyorum:)  

Every Day Food tarifler için http://www.pbs.org/everydayfood/ adresini veriyor ama bunu orada bulamadım. İyi ki not almışım : Ananasları dilimleyip şekere buluyorsunuz ve 1 yemek kaşığı kızmış tereyağında kızartıp yanında dondurma ile servis ediyorsunuz.

Ananası Kırklareli'nde kim bulmuş da ben kaybettim. Evde unuttuğum 3 tane şeftaliyi hatırladım. Soyup dilimledim. Üzerilerine bir kaşık şeker ya döktüm ya dökmedim. Aynen tarifteki gibi kızarttım ve dondurma ile tabağa aldım. İlk lokmayı özellikle dondurmasız attım ağzıma. Allahın şeftalisini sıcak yemek bi garip geldi. Hadi tropik bir adada tatilde olsam ve yeni tatlara yelken açmış olsam tamam da yahu oturma odamdayım ve bildiğin şeftaliyi yemekteyim. Yok tadı güzel değil. Yani tropik adaya göre tadı güzel olabilir de bizim oturma odası için güzel değil:)) O sıcağı görünce erimiş dondurma ile güzel oldu tabi. Ama kardeşim, herhangi bir meyveyi tereyağında kızart üstüne dondurmayla ye o bile güzel olur yahu:)))

Hep söylerim topraklarımız bereketli olduğundan meyve sebze konusunda seçici ve kibirliyizdir diye. Hıyar bizde ya salataya kullanılır ya cacığa. Ama Çinliler çorbasını bile yapmışlar. Bir yaz geliyor istemediğin kadar sebze meyve salınıyor pazarlarda, sokak tezgahlarında. Bu bollukta yağda meyve kızartılır mı yahu??