sebze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sebze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2015 Salı

Sebze Yemeyen Çocuk Yoktur, Şekil Değiştirmemiş Sebze Vardır!!

Bir baba yazmış hemen cevapladım (babalara kıyak geçiyor çocuklarıyla ilgileniyorlar en az anneler kadar diye pozitif ayrımcılık yapıyorum :PP)


"İyi günler; 

Ben 2 yaşında bir kız çocuğu babasıyım. Sizi bir yakınımızın vasıtasıyla öğrendik ve ürünlerinizi sitenizden araştırdım. 
Benim kızım maalesef tek besinle besleniyor. 

Kızımın yedikleri;
Sabah maması (1 kase) 
Makarna
Pilav
Patates kızartması - yemeği
Günde 1 defa bir kase dolusu çorba (tarhana-yoğurt-mercimek)
Tavuk ve köfte ( az miktarda )

Bunun dışında hiç bir şey yediremiyoruz. Sebzelerden hiç bir şekilde tüketmiyor. :(
Besin yetersizliğinden dolayı kızımda kabızlık problemi yaşamaktayız. Bunun için sabah mamasına 1 yemek kaşığı kadar saf zeytinyağı koyuyoruz ama bazen bu da çözüm olmuyor. Acaba ürünlerinden hangisini önerirsiniz, yeme alışkanlığını aşılayabilirmiyiz sebzeli makarnalarınızla bilmiyorum. 

Bana yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.. "




".....Bey ilginiz için teşekkürler. Kızınızı Allah bağışlasın. Ne durumda olduğunuzu tahmin edebiliyorum, zaten bu durumları ben de yaşadığım için bu şirket kuruldu.

Yediği şeyleri zenginleştirmek daha iyi olacaktır düşüncesindeyim. Ben en azından kızıma öyle yazdım. Sizin yazdıklarınız üzerinden gideyim. 

Sabah maması: Kabızlık için gün kurusu kayısı tavsiye ediyor doktorlar. Bu mamanın içinde elma, muz ve şeftali varsa bunlar da kabızlığa negatif etki edecek meyvelerdir, azaltmanız gerekebilir. Armut da iyi bir bağırsak çalıştırıcıdır. Sadece burda dikkat edilecek meyvenin suyu değil özellikle posalı kendisini tüketmek gerekiyor.

Makarna: En çok sebze içeren makarnalar bizimki biliyorsunuzdur, görmüşsünüzdür oranları zaten. Özellikle kerevizli makarnamız hem renk olarak çaktırmıyor sebze içeriğini hem de %40 kereviz içeriyor. Bir tabak yediğinde mesela yarım porsiyon sebze (kereviz) yemiş oluyor. Kırmızı biberli ve domatesli makarnamız da keza %44 sebze içeriyor. Hepsi mevsim sebzelerinden bu arada turfanda yok bizde. Makarnalar için seçin beğenin alın. Suyunu süzmeden pilav gibi demleyerek tüketebilirsiniz. Fırın makarna da olabilir. Mesela yarım litre sütü ve bizim bir paket makarnayı soğuktan az tuz ile kısık ateşte pişirin. Üzerine kırık peynir ve kaşar ekleyerek fırına verebilirsiniz. Bunun dışında illa benden almak zorunda değilsiniz makarnaları. Klasik makarnaları da bol domatesli sosla ve bu domates sosunun içine de blenderdan geçirilmiş kabak ve bezelye gibi sebzeleri ekleyerek verebilirsiniz.

Pilav: Bizim pancarlı arpa şehriye var ama o kadar pirincin içinde az gelecektir sebze açısından. Burda pilavları bezelye ile havuç ile domates püresi ile çeşitlendirmek gerekebilir. Benim kızımın ilk okulunda haftada en az bir iki pilav bir bulgur pilavı çıktığını görünce bunu önermiştim ben. Kepekli pirinçten pilav yapmak da bir çözüm. Hem daha fazla lif ve vitamin alacaktır. Kepekli pirinç biraz tok gelebilir sadece.

Patates kızartması ve yemeği: Vallahi kızartmaya bişi diyemeyeceğim, sevmeyen çocuk yok. Sadece az yağ ile fırında vb yapabilirsiniz, makinalar da var şimdi az yağda kızarmış gibi yapan. Yemeğine de yine bezelye ve havuç diyeceğim. Kabak da olabilir turfanda olsa da. Hani birden değil ama işte yavaş yavaş.

Çorba: İşte bu sizin kurtarıcı besininiz olabilir. Sebzeleri haşlayın, minicik doğrayın, ezin, püre yapın azar azar içine ekleyin. Ispanak mesela çok rengini açar ama yer elması örneğin pek farkına varılmıyor ve çok da iyi bir sebze. Azar azar başlamak en iyisi. Bizim sitede nohutlu sebze çorbası, brokolili sebze çorbası ve ayrıca sebze kurusu var. Bunların hepsini kullanabilirsiniz. 30 gram kuru sebze 1 porsiyon sebzeye eştir. En başta az miktarlarla başlayıp blender ya da çatalla ezme yoluna gidebilirsiniz.

Tavuk ve köfte: Bunlar da benim gizli silahlarım:)) Tavuğu mutfak robotundan çekip kıyma haline getiriyorum ve köftesini yapıyoruz (beyaz köfte). Somonu haşlayıp yapınca pembe köfte oluyor. İçine bizim anne köftesi harcından ekliyorum. Büyük miktarda mesela bir kilo kıymadan yapınca bir havuç ve bir kabak rendesini kaldırıyor köfte. İnce rendelemek önemli. Bazen haşlanmış karnıbahar ve brokoli bile ekliyorum köfteye. İçindeki ekmek de tam buğday olduğundan ve az yağda kızarttığımdan kızım sadece köfte yese bile yetiyor bana açıkçası:)))

Bunların dışında önemli olan biraz da sizin ne kadar kararlı olduğunuzu gösterebilmeniz. Tabi kızınızı siz daha iyi tanırsınız ama kararlılık çocuklarda işe yarıyor (en azından benim kızımda şu anda kendi başına uyuma açısından kararlılık göstermezsem, hemen bizim yanımıza vb geliyor. O ayak direrse ben de diriyorum napiim:))) Bir de sizin bir aile sofrasında neşe içerisinde sağlıklı ürünleri yiyor olmanız önemli. Bir arkadaşım görünüşüne çok dikkat eder, tabağında gelen patatesi vb yemez illa bırakır. Kızı sonra yemek seçiyor ve tabağında yemek bırakıyor diye kızıyordu. Kızı halbuki onu taklid ediyordu:))

Kabızlık için kefiri ve probiyotikli yoğurtları önerebilirim. Kefir kabızı da ishali de iyileştiren mucizevi bir içecek inanın:))) Mayaları var bizim sitede ama illa tabi benden almak zorunda değilsiniz:)

Umarım biraz fikir verebilmişimdir. İzninizle bu yazıyı isminizi vb vermeden bloguma ekleyeceğim. Ne zamandır yazacaktım, sizin mailiniz bahane olsun:))

Tüm ailenize sevgiler,"






5 Eylül 2012 Çarşamba

Organik Gıdaların Besin Öğeleri Konvansiyoneller İle Aynıdır.

Bomba haber gibi gelebilir kimilerine ama ben şaşırmadım :

Organik tarımla üretilen meyve ve sebzeler konvansiyonelle üretilenlere göre daha fazla vitamin, mineral filan filan içermiyor. İmza : Stanford Üniversitesinden bir grup bilim insanı. Newyork Times haber yapmış. Daha sade bir dille yazılan aynı konu üzerine başka bir haber daha var. 

İşin özü şu :

- Organik sebze ve meyveler geleneksel yolla üretilenlere göre daha fazla vitamin ve besin maddesi vb içermiyor.

Organik sebze ve meyveler geleneksel yolla üretilenlere göre daha az böcek ilacı ve kimyasal içeriyor. Hiç içermeme söz konusu değil çünkü tarladan tarlaya vb bulaşma oluyor. Organikler kimyasal açısından daha temiz ve konvansiyoneller kimyasal açıdan limit içerisinde. Tabi bu çalışma ABD'de yapılan bir çalışma. Bizde kimyasal limitlerini aşanlar çıkınca da şaşırmıyorum nitekim  denetimlerimiz zayıf.

- Organik etde de aynı durum geçerli. Belirgin bir besin öğesi farklılığı yok. Sadece bakteri oranında bir düşüş var ama her türlü bakteri zaten düzgün bir pişirmede elimine ediliyor.

- Organik süt daha fazla omega-3 içeriyor. Bu güzel haber özellikle ben bebişe organik süt verirken:)

- Amerikan organikçileri kısaca bu haberi "biz zaten besin öğeleri için değil daha az kimyasal için destekliyoruz organiği" özetiyle karşılamış durumdalar. Ama ana akım medyanın mal bulmuş mağribi gibi bu habere atlamalarından da şikayetçiler. https://www.facebook.com/ewg.org

- Stanford'dan önce bu araştırmayı Sakarya Üniversitesi'nden şu anda ne yazık ki adını hatırlamadığım bir hocamız yapmıştı. Tabi ki bu çalışma duyulmadı çünkü organik gıdaya yatırım yapanların pek hoşuna gitmiyordu (O zaman ki patronuma bu haberi verdiğim andaki yüz ifadesini unutamam:)

- Stanford'un çalışması 4 senede gerçekleşmiş bir istatistiki çalışma. Organik gıdaları ele almış 237 çalışmayı incelemişler ve organik gıdaların beslenmeye eklenmesinin sağlığa pozitif katkısına bakmışlar. Araştırmayı finansör almadan ve tarafsız tamamlamışlar ve bu konuya hassasiyet gösterdiklerini özellikle belirtiyorlar.

- Çalışma tad konusuna hiç bakmamış. Bizde organik gıda tüketicisi buna çok önem verir. Misal ben çocuğuma benim çocukluğumda yediğim lezzetteki kaşarı, yoğurdu ve peyniri yedirmeyi tercih ediyorum.  

- Haberde de bulunan bir noktayı tekrar hatırlatma yarar var : Meyve ya da sebzenin olgunluk durumu organik ya da konvansiyonel olmasından daha çok vitamin içeriğini etkiliyor. Örneğin olgunlaşmamış organik bir meyvenin vitamin içeriği olgunlaşmış konvansiyonel aynı meyvenin vitamin içeriğinden daha az. Sırf organik diye buruşmuş, tazeliğini yitirmiş ve hatta hala ham sebze meyve almayın kısacası.

Bu konu bizim medyamızda ne kadar yer alır ne kadar ses getirir bilemiyorum. Ben hala organik üretimi ve sürdürülebilir tarımı destekliyorum. Nitekim senelerdir biliyordum ve söylüyordum ekstra bir besin öğesi içermediklerini. Ama organik tarım sürdürülebilirdir; daha az kimyasal kullanımı ile doğa ve insan ile dosttur. Türkiye'de organik üreticilerin çoğu bu bilinçle üretim yapar; bu işte çok para var diye girenin ben henüz görmedim. Organik işinin ruhsal bir boyutu bulunuyor yani ama organik ürünler tüm dünyada pahalıyken bizde daha da pahalı hala ne yazık ki. Bu da tüketimi düşük seviyede bırakıyor. Organik ürünleri bütçe el verdiğince almak, konvansiyonel ürünleri de yerel ve küçük üreticilerden temin etmek şimdilik en "doğa sever" yaklaşım. Ben şahsen bunu yapıyorum. Bu tip haberleri de insanların bilgi seviyesi artması ve ona göre seçimlerini yapsın diye yazıyorum. Hep söylerim nitekim "Bilgi paylaştıkça çoğalır".

3 Temmuz 2012 Salı

Sebzenin Hangi Hali : Taze? Dondurulmuş? Konserve?


Sebzelerin yüksek lif, vitamin ve antioksidan kaynağı olmaları nedeniyle sağlıklı bir beslenme düzeninde en fazla porsiyon sayısına sahip olması gerektiği sağlık uzmanlarının üstüne basa basa söylediği bir konu. Peki şu zaman kısıtlığımızda hangi şeklini tercih edersek daha fazla faydalanırız sebzelerden?
Doldurulmuş sebzelerYapılan araştırmalar taze sebzelerin vitamin ve antioksidan açısından dondurulmuş ve konserve sebzelere göre daha iyi durumda olduğunu gösteriyor. Önemli olan tazeliğinden emin olarak sebzeyi satın almanız ve  buzdolabında en fazla bir hafta bekletmeniz. Bu süre sonrasında yararlı değerleri düşüyor sebzelerin.
Taze sebzelere en yakın alternatif dondurulmuş sebzeler; vitamin değerleri tazelere göre daha düşük. Fakat Türkiye’de bulunabilecek dondurulmuş sebzelerin çoğunlukla çiğ tüketilmediğini ve pişirildiğini göz önüne alırsak taze ya da değil soframıza gelen sebze yemeğinin günlük C vitamini ihtiyacımızı birincil olarak zaten karşılamadığını ayırt edebiliriz. Antioksidan seviyelerinin taze sebzelere göre daha düşük olması dondurulmuş sebzelerin en büyük eksisi. Yine de dondurulmuş sebzeler yıkanmış, temizlenmiş, kesilmiş, ayıklanmış oldukları için pakette direkt tencereye girerek zaman kazandırıyorlar. Bir de tabi bütün dondurulmuş sebzeler kendi hasat zamanlarında hızla toplanıp donduruldukları için turfanda sebzelere nispeten tercih edilebilirler.  
Konserveler ise dondurulmuş sebzelerden daha düşük vitamin ve antioksidan seviyelerine sahip. Özel bir saklama ortamı gerektirmeden senelerce dayanabilen konserveler ise vitamin ve antioksidan kaynağı olmaktan çok kolay depolandıkları, zaman kazandırdıkları ya da yemek sunumlarını güzelleştirdikleri için tercih edilebilirler.
Kısacası sebzeler çoğunlukla taze, gerekli durumlarda da dondurulmuş ya da konserve olarak tüketilmeli. Kimi zaman da beraber. Örneğin dondurulmuş ıspanaktan zeytinyağlı bir ıspanak yemeği yanına köfte ve taze soğanlı bir konserve kuru fasulyeden piyaz hem besin değeri açısından dengeli bir menü hem de oldukça kolay ve hızlı.
Satın alıp saklama tercihi ne olursa olsun sebzeleri sofralardan eksik etmemeniz dileğiyle.

4 Haziran 2012 Pazartesi

Sağlıklı Tarifler - Sebzeli Kek


Hemen malzemeleri sıralıyorummmm: 
- 2 yumurta
- 2 su bardağı tam buğday unu
- 1 bardak yoğurt
- 1 su bardağı zeytinyağı
- Yarım demet maydanoz (doğranmış)
- 4 adet brokoli (doğranmış)
- 1 adet kabak (rendelenmiş)
- 1 tutam ıspanak (doğranmış)
- Kabartma tozu ya da karbonat
Malzemelerin hepsini karıştırıp tercihen yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye ya da kek kalıbına aktarın. Daldırdığınız bıçağa kek bulaşmayacak kadar 170-200 °C’da pişirin.
Sebzelerde değişiklik tabi ki yapılabilir. Ben soğangiller seven biri olarak ince ince doğranmış yeşil soğan sapları ve hatta pırasa ekliyorum. Ispanak yerine semizotu olabilir. Havuç da farklı bir renk veriyor keke.
Tam buğday unu miktarını biraz azaltıp yulaf ya da çavdar ezmesi de konulursa lif miktarı artar. Ruşeym eklenirse hatta protein miktarı da artar. Protein demişken yoğurt miktarını azaltıp peynir kırığı ya da lor konulabilir. Eğer peynir koyacaksanız yağı da azaltın derim. 
Kıvam klasik tatlı keklerden daha sert oluyor hele ki tam buğday unu ile. Tekli kaplarda pişirirseniz daha kısa sürede pişiyor...
Bi ara yapayım da fotoğraf koyayım buraya:))
Afiyet olsun...