Günaydın dostlar,
Umarım herkes iyidir ya da iyi olmaya çalışıyordur. Kötü günler geçirdik, geçiriyoruz hatta ufak ufak. Umarım birlik ve beraberlik kelimelerinin içini barış ve huzurla doldurarak hayatlarımıza devam edebiliriz, çocuklarımıza güvenli bir gelecek bırakabiliriz.
Haftasonu İşin Sırrı Derya'da ekibi arayıp Pazartesi için programa davet ettiler sağolsunlar. Ben de yenilikçi bişi yapabilmek adına bir haftadır erik ve kayısıdan yaptığımız ve sonunda satışa koyabildiğimiz marmelatlardan kayısılı olanını programda yapayım istedim çünkü bir marmelat ister öyle kullanılır, ister keke sos olur ister çocuklara dondurma/sorbe olur. Çok da basit bir tarifi var. 1 kg kayısıyı yıkayıp ayıklayıp minik doğradım. 300 gram kadar da kuru kayısıyı ilave ettim üzerine (Kuru kayısı şart değil, benim kayısılar şekerpare değildi çünkü.) Hepsini blenderdan geçirip az ateşte suyunu biraz uçurdum. Soğuduktan sonra 3'te birini kenara ayırdım, içine 2 tatlı kaşığı bal ekledim ve kağıt bardaklara bölüştürüp kahve karıştırıcısı saplayarak dondurma/sorbe olsun diye derin dondurucuya attım. Bir iki saat gerekiyor donması için. Çıkarınca kağıt bardakları zaten yırtabiliyorsunuz.
Kalan sosu da yine aynı oranlarda bal ile karıştırarak kahvaltılık marmelat (ekmek ya da krep üstüne) yapabilirsiniz. Biz aşağıda tarifi bulunan kekin üzerine sos yaptık programda çok beğenildi.
Şekersiz Ruşeymli Kayısı Keki
1,5 bardak un
2 yemek kaşığı ruşeym
3 yumurta
1 bardak (yaklaşık 150 gram) doğranmış kuru kayısı
Yarım bardak yoğurt
Yarım bardak zeytinyağı (tadını gerçekten değiştirmiyor-kullanın keklerde zeytinyağınızı çekinmeyin)
Vanilya özütü ya da 1 paket şekerli vanilin
1 paket kabartma tozu
Yarım çay kaşığı tuz
Bu kek esasında Fransızların yoğurtlu kekine benim getirdiğim ruşeymli ve şekersiz bir yorum. Ruşeymi zaten buğdayın özü olarak biliyorsunuz, çok faydalı. Ben un ve irmik kullandığım her tarifte bir iki kaşık ekliyorum mutlaka besin değerini arttırmak için. Şekersiz olması için de kuru meyvelerden çok yardım alıyorum. Elinizdeki kek ve kurabiye tariflerinde 1 bardak şeker varsa mesela onu sıkı sıkıya kuru üzüm ya da doğranmış kuru kayısı / incir vb ne varsa elinizde onunla değiştirebilirsiniz. Tek ekstradan yapmanız gereken kuru meyveyi kek ya da kurabiyenin yağında / yoğurdunda blenderdan geçirmek ki böylece meyvenin tüm tatlılığı kekin içine yayılsın.
Fransızlar bu keki çocukları ile beraber yapıyorlar, bir nevi mutfağa ilk girişleri, ilk alıştırma gibi oluyor.
Kekin tarifi şu şekilde:
- Sıvılar bi tarafta kurular bi tarafta karıştırın. (Un elenmiş olsun)
- Sıvıların içine doğranmış kayısıyı atın ve bir güzel püre haline getirin.
- Yumurtaları çok çırpın.
- Hepsini yavaş yavaş birleştirin, karıştırın.
- Meyve koyduğumuzdan çok kabaran bir kek olmayacak, bu yüzden yayvan bir tepsiyi yağlayıp unlayıp yayın.
- 175°C'da 20-25 dakika pişirin. Kuru bıçak temiz çıkmalı.
- Üstüne ballı kayısı marmelatını sürerek servis yapın.
Program bittikten sonra bir çırpıda bitti kek inanın:)
Unutmadan balı marmelata neden pişerken koymuyoruz. Çünkü 45°C üzerine çıkarsa bal besin değerlerini kaybediyor o yüzden. Mutfakta gıda mühendisi var efenim:)
Umarım siz de denersiniz bu tarifleri tam kayısı zamanında. Başka yaz meyveleri de olur. Bizim şekersiz marmelatlar bu sene az oldu, stoklarda bitmek üzere ama ileride inşallah daha fazla da yaparız.
Sevgi ve barışla...
Not: Programın bağlantıları aşağıda:
Kayısı marmelatı: https://www.youtube.com/watch?v=i9SVYa9surU
Ruşeym hakkında: https://www.youtube.com/watch?v=THzygemBK4U
kendi butik üretimhanemde iyi, etik ve besleyici gıdalar üretmeye çalışırken gıda sektöründe olanlar, olmayanlar, olması gerekenler filan filan filan üzerine.
Makarna Lütfen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Makarna Lütfen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Temmuz 2016 Çarşamba
7 Haziran 2016 Salı
Ayçöreğini ben şahsen çok severim amaaaaa...
Instagramda dolaşırken çok tarif geçiyor önümden ve açıkçası üzerine yorum yapmadan paylaşmayı da sevmiyorum. Ayçöreğini görünce de böyle oldu ama o kadar yazınca bari buraya da alayım dedim. Geriye dönüp baktığımda instagrama o kadar emek verip de bir yerde toplanmadığını hissediyorum yani o yüzden biraz da...
Paylaşımın orjinali şurada: https://www.instagram.com/p/BGWYELKiIQo/?taken-by=makarnalutfen
Paylaşımın orjinali şurada: https://www.instagram.com/p/BGWYELKiIQo/?taken-by=makarnalutfen
![]() |
| Foto kredisi: Foofie Food Baker |
İnsan depresifken kendini karbonhidrata vuruyor kesin bilgi. Daha zor bir görevi atlattığında da (Dan Ariely'in bi kitabını @seslenenkitap tan alıp arabayla Kırklareli'ne dönerken dinlemiştim. Bilimsel bilgi yani) Belki bu yüzden burada karbonhidratlı ve tatlı paylaşımlar daha çok ilgi görüyor bilemiyorum. Konuyu uzatmayayım. Bu resim sevgili @foodiefoodbaker a ait, tarif de Arda Şefin. Uzun tarif buraya sığmadı yorumlara alıcam. Ayçöreğini evde yapmaz pastaneden almak isterseniz iyi bi pastaneden almaya dikkat edin. Yaş pastalarda kullanılan kekler yuvarlaktır ama pandispanyalar dikdörtgen tepsilere dökülür. İçinden pasta keki çıkınca kalan kenar keki ufalayıp #pasta süslemede ya da ayçöreğinde kullanırlar. Hakkaniyetli olmayan #pastane sahiplerinin pastanedeki her türlü "artık"ı eklediğini eski bir pasta şefi büyüğüm söylemişti işe ilk başladığımda. Ondan beridir dikkat ederim. Çok baharatlı ve şekerlemeli vb çıkarsa ayçöreği almam, kenar pastanelerin zaten kapısından girmem:)) Evde bi gün yapayım diye istiyorum bakalım ne zaman;)) Size de fikir olsun.
Ben tarifini yazayım siz belki yaparsınız ben biraz hastayım 2 gündür toprlamaya çalışıyorum ama malesef gecmedi doktora gidip ilaçlarımı alıp geldim biraz enerjim olsa hemen yapardım 😷😷 .
AY ÇÖREĞİ
Hamuru
100gr oda sıcaklığında tereyağı
4 yemek kaşığı toz şeker
1/2su bardağı sıvıyağ
1 yumurtanı akı ( sarısı üzerine)
1/2 su bardağı su ( mayayı eritmek için)
1 tatlı kaşığı kuru maya
4,5 su bardağı un ( eski tip bardaklardan)
1 çay kaşığı mahlep
1 fiske tuz
İç Harcı
5-6 dilim kakaolu kek
1 yemek kaşığı kakao
2 yemek kaşığı toz şeker
Kuru üzüm *
Dövülmüş ceviz *
1 adet limon kabuğu rendesi
1 tatlı kaşığı tarçın
1/2 yada 1 su bardağı su .
YAPILIŞI
Mayayı yarım bardak su içinde açın.. Oda sıcaklığındaki tereyağı ile şekeri çırpın.. Sıvı yağ, yumurta akı, suda eritilen maya ve mahlebi karıştırıp tereyağı şeker karışımına ilave edin.. Unu ve son olarak tuzuda ekleyip hamuru yoğurun.. Hamuru bir kaba koyup kabın üzerini streç film ile kaplayın oda sıcaklığında bekletin.. Bu hamur mayalanma sırasında pek kabarmıyor telaş etmeyin 😊 Siz o sırada iç harcını tüm malzemeleri karıştırarak hazırlayın.. Ceviz ve üzüm miktarını kendi isteğinize göre bol yada az tutabilirsiniz.. Harcın ıslağa yakın nemli olması gerekiyor su miktarını kendi harcınızın gerektirdiģi kadar koyun.. Pişerken suyunu kaybedip tam kıvamını buluyor harç nemsiz olursa piştiğinda çok kuru olur 😉 Mayalanan hamuru ben 10 eşit parçaya bölüp bezeleri uzun ovaller şeklinde açtım.. Bu sırada fırını 180 dereceye ayarlayın ( fanlı) Harcı uzunlamasına yerleştirip kapatıp ay şeklini verdim.. Yumurta sarını azıcık su ile açıp ay çöreklerini yumurtalayın ve file bademleri elinizle ufalayıp çöreklerin üzerine serpiştirin.. Isınan fırına çörekleri koyup üzerleri kızarana kadar pişirin.. Afiyet olsun 😊
Tarif Arda Türkmene aittir.
Etiketler:
Arda Türkmen,
artan kek,
ayçöreği,
değerlendirme,
instagram,
Makarna Lütfen,
pandispanya,
pasta,
pastane
3 Şubat 2015 Salı
Sebze Yemeyen Çocuk Yoktur, Şekil Değiştirmemiş Sebze Vardır!!
Bir baba yazmış hemen cevapladım (babalara kıyak geçiyor çocuklarıyla ilgileniyorlar en az anneler kadar diye pozitif ayrımcılık yapıyorum :PP)
"İyi günler;
"İyi günler;
Ben 2 yaşında bir kız çocuğu babasıyım. Sizi bir yakınımızın vasıtasıyla öğrendik ve ürünlerinizi sitenizden araştırdım.
Benim kızım maalesef tek besinle besleniyor.
Kızımın yedikleri;
Sabah maması (1 kase)
Makarna
Pilav
Patates kızartması - yemeği
Günde 1 defa bir kase dolusu çorba (tarhana-yoğurt-mercimek)
Tavuk ve köfte ( az miktarda )
Bunun dışında hiç bir şey yediremiyoruz. Sebzelerden hiç bir şekilde tüketmiyor. :(
Besin yetersizliğinden dolayı kızımda kabızlık problemi yaşamaktayız. Bunun için sabah mamasına 1 yemek kaşığı kadar saf zeytinyağı koyuyoruz ama bazen bu da çözüm olmuyor. Acaba ürünlerinden hangisini önerirsiniz, yeme alışkanlığını aşılayabilirmiyiz sebzeli makarnalarınızla bilmiyorum.
Bana yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.. "
".....Bey ilginiz için teşekkürler. Kızınızı Allah bağışlasın. Ne durumda olduğunuzu tahmin edebiliyorum, zaten bu durumları ben de yaşadığım için bu şirket kuruldu.
Yediği şeyleri zenginleştirmek daha iyi olacaktır düşüncesindeyim. Ben en azından kızıma öyle yazdım. Sizin yazdıklarınız üzerinden gideyim.
Sabah maması: Kabızlık için gün kurusu kayısı tavsiye ediyor doktorlar. Bu mamanın içinde elma, muz ve şeftali varsa bunlar da kabızlığa negatif etki edecek meyvelerdir, azaltmanız gerekebilir. Armut da iyi bir bağırsak çalıştırıcıdır. Sadece burda dikkat edilecek meyvenin suyu değil özellikle posalı kendisini tüketmek gerekiyor.
Makarna: En çok sebze içeren makarnalar bizimki biliyorsunuzdur, görmüşsünüzdür oranları zaten. Özellikle kerevizli makarnamız hem renk olarak çaktırmıyor sebze içeriğini hem de %40 kereviz içeriyor. Bir tabak yediğinde mesela yarım porsiyon sebze (kereviz) yemiş oluyor. Kırmızı biberli ve domatesli makarnamız da keza %44 sebze içeriyor. Hepsi mevsim sebzelerinden bu arada turfanda yok bizde. Makarnalar için seçin beğenin alın. Suyunu süzmeden pilav gibi demleyerek tüketebilirsiniz. Fırın makarna da olabilir. Mesela yarım litre sütü ve bizim bir paket makarnayı soğuktan az tuz ile kısık ateşte pişirin. Üzerine kırık peynir ve kaşar ekleyerek fırına verebilirsiniz. Bunun dışında illa benden almak zorunda değilsiniz makarnaları. Klasik makarnaları da bol domatesli sosla ve bu domates sosunun içine de blenderdan geçirilmiş kabak ve bezelye gibi sebzeleri ekleyerek verebilirsiniz.
Pilav: Bizim pancarlı arpa şehriye var ama o kadar pirincin içinde az gelecektir sebze açısından. Burda pilavları bezelye ile havuç ile domates püresi ile çeşitlendirmek gerekebilir. Benim kızımın ilk okulunda haftada en az bir iki pilav bir bulgur pilavı çıktığını görünce bunu önermiştim ben. Kepekli pirinçten pilav yapmak da bir çözüm. Hem daha fazla lif ve vitamin alacaktır. Kepekli pirinç biraz tok gelebilir sadece.
Patates kızartması ve yemeği: Vallahi kızartmaya bişi diyemeyeceğim, sevmeyen çocuk yok. Sadece az yağ ile fırında vb yapabilirsiniz, makinalar da var şimdi az yağda kızarmış gibi yapan. Yemeğine de yine bezelye ve havuç diyeceğim. Kabak da olabilir turfanda olsa da. Hani birden değil ama işte yavaş yavaş.
Çorba: İşte bu sizin kurtarıcı besininiz olabilir. Sebzeleri haşlayın, minicik doğrayın, ezin, püre yapın azar azar içine ekleyin. Ispanak mesela çok rengini açar ama yer elması örneğin pek farkına varılmıyor ve çok da iyi bir sebze. Azar azar başlamak en iyisi. Bizim sitede nohutlu sebze çorbası, brokolili sebze çorbası ve ayrıca sebze kurusu var. Bunların hepsini kullanabilirsiniz. 30 gram kuru sebze 1 porsiyon sebzeye eştir. En başta az miktarlarla başlayıp blender ya da çatalla ezme yoluna gidebilirsiniz.
Tavuk ve köfte: Bunlar da benim gizli silahlarım:)) Tavuğu mutfak robotundan çekip kıyma haline getiriyorum ve köftesini yapıyoruz (beyaz köfte). Somonu haşlayıp yapınca pembe köfte oluyor. İçine bizim anne köftesi harcından ekliyorum. Büyük miktarda mesela bir kilo kıymadan yapınca bir havuç ve bir kabak rendesini kaldırıyor köfte. İnce rendelemek önemli. Bazen haşlanmış karnıbahar ve brokoli bile ekliyorum köfteye. İçindeki ekmek de tam buğday olduğundan ve az yağda kızarttığımdan kızım sadece köfte yese bile yetiyor bana açıkçası:)))
Bunların dışında önemli olan biraz da sizin ne kadar kararlı olduğunuzu gösterebilmeniz. Tabi kızınızı siz daha iyi tanırsınız ama kararlılık çocuklarda işe yarıyor (en azından benim kızımda şu anda kendi başına uyuma açısından kararlılık göstermezsem, hemen bizim yanımıza vb geliyor. O ayak direrse ben de diriyorum napiim:))) Bir de sizin bir aile sofrasında neşe içerisinde sağlıklı ürünleri yiyor olmanız önemli. Bir arkadaşım görünüşüne çok dikkat eder, tabağında gelen patatesi vb yemez illa bırakır. Kızı sonra yemek seçiyor ve tabağında yemek bırakıyor diye kızıyordu. Kızı halbuki onu taklid ediyordu:))
Kabızlık için kefiri ve probiyotikli yoğurtları önerebilirim. Kefir kabızı da ishali de iyileştiren mucizevi bir içecek inanın:))) Mayaları var bizim sitede ama illa tabi benden almak zorunda değilsiniz:)
Umarım biraz fikir verebilmişimdir. İzninizle bu yazıyı isminizi vb vermeden bloguma ekleyeceğim. Ne zamandır yazacaktım, sizin mailiniz bahane olsun:))
Tüm ailenize sevgiler,"
18 Aralık 2013 Çarşamba
Meyvelerin üzerindeki mumu nasıl bertaraf ederiz?
Günaydın dostlar
Haftaiçi her sabah makarnalutfen.com dostlarına mail atmaya çalışıyorum bir zamandır. İçinde sadece makarna ile ilgili değil, gıdalar ve pişirme yöntemleri, beslenme vb ile ilgili bir sürü bilgi olabiliyor ya da sadece car car yazmış oluyorum kesin bilgi değil:))
Uçmasın, mail kutularından silinmesin, biraz daha kalıcı olsun diye buraya eklemeye karar verdim her gün yazdığımı. Her türlü yyoruma her zaman açık olduğumu biliyorsunuz değil mi?
Buyrun bugünki mektuba:))
Haftaiçi her sabah makarnalutfen.com dostlarına mail atmaya çalışıyorum bir zamandır. İçinde sadece makarna ile ilgili değil, gıdalar ve pişirme yöntemleri, beslenme vb ile ilgili bir sürü bilgi olabiliyor ya da sadece car car yazmış oluyorum kesin bilgi değil:))
Uçmasın, mail kutularından silinmesin, biraz daha kalıcı olsun diye buraya eklemeye karar verdim her gün yazdığımı. Her türlü yyoruma her zaman açık olduğumu biliyorsunuz değil mi?
Buyrun bugünki mektuba:))
Günaydın dostlar,
Dün biraz allak bullak oldum (dakka bir gol bir bugün dertleşme günümüz:)) İletişim Uzmanı bir dostumuz bir mail atmış ve en temel haliyle şunu tavsiye etmiş: Daha az yazarak müşterilerinizi ürünlere yönlendirebilirsiniz. Sağolsun ilgilenmiş, kendi uzmanlığı açısından bir açık görmüş, paylaşmış. Benim derdimin sadece satış olmadığını bir dost meclisinde muhabbet ediyor olmayı tercih ettiğimi, eski mahalle esnafı ile nasıl sohbet ede ede alışveriş yapılıyorsa ve hatta bazen yapılmıyorsa onun tadında bir dil tutturmak istediğimi, içimden bunun geldiğini, önemli olanın alışveriş değil muhabbet olduğunu düşündüğümü ilettim kendisine. "Emeğinizin karşılığını almanızı isterim" demiş. Haklı emeğimin karşılığını alamıyorum, ama ahhh herşey karşılıklı olmak zorunda mı?
Yine de düşündüm. Son dönemde biraz boş yazmış olabilirim. Bilemiyorum. Her gün mutlaka sağlık, gıda, araştırmalar üzerine bilgiler paylaşmam gerek onu boşladım sanırım. Elimden dilimden geldiğince yazacağım. Bir süre ara mı versem diye düşündüm ama vazgeçtim sonra. Mailllerinize hızlı cevap veremiyebiliyorum sadece onun kusuruna bakmayın. Buradan her gün göndermeye çalışacağım yine.)
Hemen konuya gireyim o zaman. Armut ve kimi elmaları uzun dayansınlar diye mumlar kaplar ziraat sanayii (sadece gıda sanayii yok dostlar, herşeyi gıdacılara yıkmayalım:))) Böylece uzun mesefelere daha düşük depolama maliyeti ile gönderilmeleri mümkün olur. Ben armudu çooookk severim. Yine almaya başladım tabi ve yıkamaya çalıştığımda yine bir mum tabakası ile karşılaştım. (Genelde küçüklerde olmuyor büyük komacan armutlarda çok mum oluyor). Bu mumun yenilebilir olduğunu söyleyecektir üreticileri tabi ki size (ki zaten yenilemeyecek bir şeyin meyvenin üzerinde işi ne). Bertaraf etmek için iyi yıkamak, belki biraz sirke ile yıkamak söz konusu olabilir. Benim gibi sirke kokusu armudumun mis gibi kokusunu öldürmesin diyenlerdenseniz güzelce soyun dostlar. Öyle incecik mincecik de değil, baya baya soyun. Böylece hem kabuktaki mum tabakasından hem de olası bir pestisit yani ilaç kalıntısını azaltmış olursunuz. Vitamini kabuğunda ama diyenleriniz var biliyorum. Vitamin evet tam kabuk altında yüksek oranda bulunmaktadır. Ama rica ederim koca bir armut yiyeceksiniz, oradan vitamin gelecek, kabuğun altındakileri rahat bırakın lütfen:))
Böyle pestisitdi, mumdu uğraşmak istemiyorum derseniz marş marş doooğru organik pazara:)))
Ahhh organik üretim ahhhh, senin o güzelim zorlu sularına geri dönücem az kaldı az:))
Bu bilgi umarım hoşunuza gitmiştir dostlar.
Biz dün üretim yaptık, bugün irmiğimizin gelmesini bekliyoruz. Pancarımız, siyah havucumuz hazır, ısırganlar ayıklandı, haşlanıp püre haline gelecek, eczanemize protein tozumuzun siparişini verdik. Yarın az bulunan ürünlerimizin üretimi var:)) Cuma siteye koymuş oluruz inşallah. Olur da bizim elektrik idaresi bir nanik yapar, ürünleri kurutamayız, paketleyemeyiz dediğimizden ürün hazır olduğunda siteye ekliyoruz. Çok soru alıyorum stokla ilgili. Siz nolursa olsun stoğa ekleyin ben beklerim derseniz şimdi de eklerim tabi. Sonra nasıl olcek nasıl olcek diye uyku uyuyamam.
Çok hassas pandayım ben dostlar, anlatamıyorum kimseye. Gerçekten gönderemediğim siparişler için uykum kaçıyor. Gerçekten boş boş mu yazıyorum, sizlerin vaktini mi alıyorum diye kendime kızıyorum. Dünden beri ruh gibi geziyorum:(
Neyse enerjimiz düşmesin, kalkalım toparlanalım, güzel bir müzik koyalım işimize bakalım. Ben bugünlerde çoookkk dinlediğim bir şarkı ile veda edeyim sizlere. Mirkelam bizlerle "Bağırıyorsam bir sebebi var":)) http://www.youtube.com/watch?v=Tu9h_3du6x8
Esen kalın (TRT ahhhh TRT:)))
makarnalutfen.com adına
Tuğba Bayburtluoğlu
Gıda Müh., İşletme Bil. Uzm.
Etiketler:
armut,
elma,
Makarna Lütfen,
meyve,
mum,
mumlu meyve,
ziraat sanayii
23 Kasım 2013 Cumartesi
Krem peynir sorusu
Merhaba Tuğba Hanım,
Blogunuzda her türlü sorunuzu beklerim demişsiniz, buna istinaden bir soru sormak istedim fazla vaktinizi almadan...
Oğlumun peynirle arası iyi değil bu ara. Peynir yedirmek için yemeklere filan karıştırmaya başladım. Geçen gün şans eseri rast geldiği krem peynire ise bayıldı! Zararlı diye düşünüyorum, doğal olmaması=zararlı denkleminden gidiyorum hep. Doğru mu düşünüyorum yoksa krem peyniri dayayayım gitsin mi? :)
Teşekkür ederim, mutlu günler!
Derya
-------
Merhaba,
Bunu bloga yazayım bir ara ama size kısa yoldan bilgimi ileteyim.
Krem peynir,
düşük kalite peynirlerin
bol tuz ve yağ ile kullanıldığı
düşük kalitede,
düşük besin değerli ve
yüksek kalorili
peyniri ucuzlatmak ve
yan ürünleri vb değerlendirmek için
sanayi tarafından uydurulmuş bir üründür.
Krem peynir de üçgen peynir de aynıdır. Daha kaliteli olan krema peyniri ile karıştırmayın ama lütfen (hani beyaz peynir, labne adlarıyla küçük tabaklarda gibi satılıyor). Ben eve hiç almıyorum. Eşim bazen simidin yanına vb öğrencilik alışkanlığı ile dışarıda alıyor yiyor. Ülkemiz peynir cennetiyken ben bu krem peynirlere hep mesafeli durmuşumdur. Yani içerisinde kötü, zehirleyici vb bişi yok ama kaliteli değil sadece o. Karar sizin. Başka çeşitler de deneyin isterseniz. Pınar çikolatalı peynir bile çıkardı bu sorun için. Hem krem değil krema peyniri.
Bir de illa peynir yemek durumunda mı? Doktoru ne diyor? Genelde süt ürünlerinin alternatiflerini sunun diyorlar gerçi ama siz bir sorun isterseniz.
Bİ de sırf bu peynir yemeyenler için ben peynirli makarna yaptım. Dün bir anneden doğduğundan beri hiç bir peyniri yememiş, hepsini öğürmüş 3 yaşında kızının benim peynirli makarnayı silip süpürünce sevinçle mesaj atması ve beni bilgilendirmesi mesela beni çokkkk mutlu etti. Böyle reklam gibi olsun istemem zinhar ama işte tam da buraya uyuyordu benim ürün:))
Umarım yeterince bilgi verebilmişimdir.
Sevgiler,
Tuğba
21 Ekim 2013 Pazartesi
"Yeminimi bozdum huleyn!!" yazısı No: Bilmemkaç
Günaydınnn,
Tatil dönüşü kafa pencerede uzaklara dalmış düşünürken verdiğim kararlardan birisini uygulamaya geçirme zamanı dostlar. İlk iş de tatil sonrası çamaşır ve evde bişi yokken ne yiycez derdini en azından programa koymuş bir anne olarak düzgün bir internet bağlantısı ile bilgisayarı bir araya getirerek başına oturmak ve bu bloga hakkını vermek.
Her gün (bilenler bilir) makarnalutfen.com adresindeki benim "tükkana" üye olmuş dostlara mail atıyorum. Her gün yeni bir bilgi vermeye çalışıyorum. Artık bundan sonra da blog üzerinden devam etmeye karar verdim. Buyrun karar sürecinin nasıl işledi paylaşayım.
Eski bir dostumuz ile tatilde Çeşme'de bir araya geldik. Taa Piemonte'lere peynir tatmaya giden, ağzına bir tanecik bile kurabiye atmayan bu yaşı henüz 30'larda sağlıklı beslenme gurmesiyle tabi ki kumrunun dibine dibine vuramayacağımız aşikardı. (Bu arada kumrunun üzerine üçgen peynir koymaya başlamışlar. Tü Allah belanızı versin dedim öğrenince. Lütfen üçgen eritme peynirlerine itibar etmeyiniz; kumru gibi yağ ve şarküterinin hası bir yaramazlık tüketirken bile.))
Ne diyordum? Evet. Onur'la uzun zamandır bir araya gelmemiştik. Dedikodusu yapılacak çok "uzman" ve paylaşılacak çok gezi ve yemek hikayesi vardı. Gerçi daha çok geziyi o anlattı biz ağzımız açık dinledik. Güney Amerika, Kuzey İspanya, Mısır filan gezmiş abimiz. Hemen aklımdan çıkmayacak bir detay: Arjantin'de kallavi etin yanına salata isteyince o ne abi diye sormuşlar. Güney yarımküre harbiden bizim tersimiz midir yahu:)
Siteyi, yapmak istediklerimi, üretmek istediklerimi, ortalıkta şarlatan şarlatan çok dolaşan tip olduğunu, koca koca doktorların tavuktu süttü derken esas harbiden kanserojen içeren gıdaları anlatmadıklarını, bu korku ortamındaki rantı filan filan filan konuştuk. Buralara taşıma derdinde değildim, samimi bir ortamda halimden anlayan bir dosta içimi döküyordum sadece. Güzelce yemeğimizi yedik. Ben artık gittiğim her yerde makarna deniyorum. Hangi markanın makarnasını nasıl pişirmişler, ne sos kullanmışlar diye bakıyorum. O akşam da o çok fan fini fin fon marina restaurantında bir tabak aşırı yağlı deniz mahsüllü salatayı süzdüre süzdüre yedim, evlere dağıldık.
Gece bir mail geldi Onur'dan. Benim siteyi blogu vb incelemiş. Yurtdışındaki siteleri ve blogları incelemiş ve insanlara nasıl daha kolay ulaşırım üzerinden fikir vermiş. Gıdalar konusunda tam biz uzman olduğumu, yazacak mutlaka çok şeyim olduğunu, blogda ve özellikle sitede daha fazla bilgi vermemi ve bu ikisini mutlaka kaynaştırmamı tavsiye etmiş. Kendi sözlerini alıntılıyorum : "Odaklanmamızı "besleyici, sağlıklı ve kolay gıda" üzerine yapınca, sadece sebzeli makarna ile kısıtlı kalmamak lazım bence. Daha geniş düşünmek gerek."
İyi güzel bir düşüneyim diye yattım ben o gece ama uyumak ne mümkün? Midem kocaman, garip bir karın ağrısı. Kıvrandım durdum en sonunda kendimi lavaboya zor attım ve bir saatlik bir cebelleşmenin ardından sistemi temizledim. Bi küçük kase süzme yoğurt ile ağzımın tadını ancak düzeltip yatağa geri döndüm.
Bir çok hassas bünye gibi terslikler hep beni bulur. Özellikle gıdalar konusunda. O gece yatakta kıvranırken, koca marinada en şık restauranttan bile zehirlenmiş olmama hayret edip sonra da kızım ne hayret ediyorsun, şık yer diye ne güveniyorsun, ne inanıyorsun diye diye diye kendime kızarken acı içinde Onur'un dediklerine hak verdim. Yolda da çok düşündüm bu konu üzerine.
Bu blogu özellikle siteden uzak tutma derdindeydim, takipçilerim bilir, eski yazıları okuyanlar da bu çabayı hissedecektir. Amaaaaa artık vazgeçiyorum. Gıda üzerine sadece düzgün üretimi ve tüketimi değil felsefesi, kalitesi, tarihi üzerine bu kadar kafa patlatırken ve en enn ennnnn önemlisi de kimseye eyvallah demeden üretim yapabileceğim bir işletmem varken her şeyi birleştiriyor ve en azından her gün buraya aklıma takılanları, düşündüklerimi, gördüklerimi ve ve özellikle de ürettiklerimi yazma kararı alıyorum.
Bu sıralarda çok mu yeminimi bozdum huleyynnn yazısı yazdım yahu:))
Neyse beni anlayan anladı bence:)
Tatilden kalanlar :
- Yabanmersini reçeli tattım. Süperdi. Size yapıcam hem de en sağlıklısından.
- Yeşil mercimekli mantım dillere destan olmaya başladı. Bayram başında taaa Eskişehir'den gelen siparişe nazikçe bitti cevabını vermek çok çok üzdü beni. Kendimi sadece makarnacı olarak tanımlamaktan çıkıyorum artık. Bugün hatta bu hafta bol bol yeşil mercimekli mantı üreteceğiz. Bugünden siteye ekliyorum, siparişlerinizi alacağım.
- Canım cicim güzel insan Tijen Hanım da yazmış beni ve ürünlerimi. Nasıl onurlandım nasıl sevindim anlatamam:)) Hatta çok tatlı bir hatırası da oldu çünkü o benim ürünleri tadarken ben de onun otlar kitabındaki tarifleri altlarını çize çize okuyup feyz alıyordum. Beni ona götüren canım Ayfer Yavi ablama da biraz evlilik programı şeysi olacak ama buradan sevgiler öpücükler:)) Yazının bağlantısı burada : http://mutfaktazen.blogspot.com/2013/10/once-www.html
- Pekmezlerin kek vb de kullanıldığında besin öğelerinin azalması ile ilgili yazı isteği geldi. Bu hafta içinde yazıp sizlerle paylaşacağım.
- Instagram'da http://instagram.com/makarnalutfen adresinde takılıyorum gördünüz mü? Dostlar pişirdikleri makarnalarımın fotoğraflarını paylaştıkça pihuuu acaip seviniyorum:))
- Evvelsi gün Sasalı'nın tarlalarından o anda koparılmış çiçeği üzerinde tazecik kabakları ve çıtır pırasaları ablamın mutfağında yatar görünce içim gitti, kokarım mokarım demeden mücvere giriştim. İçine de benim sebze kurusundan bir yemek kaşığı attım. Ablam, seninki çok farklı çok güzel oldu herhalde sebze kurusundan dedi:) Esasında tamamen iyi malzemeden efem:))
- Alaçatı'da kendi üretimhanesinde şarap üreten sınıf arkadaşlarıma uğradım. Arkada üretip önde satıyorlar. Nasıl gururlandım anlatamam. Shiraz'ları çoook güzel. (http://instagram.com/p/fkWI0tiIQk/)Ben bi şişe rose aldım, özel bir akşama saklıyorum. Reçeller, sabunlar bir sürü ürün de var. Sezonu bitti oraların ama belki belki giderseniz uğrayın değirmenin hemen karşısındaki Gemici Şaraplarına benden selam söyleyin:)) Ot festivalinde bu sene innnnşallahhhhh ordayım hemi de süprizlerle:))
- Geçen hafta Sıdıka'cım cibez gönderdi. Bakalım bu hafta hakkını vererek bir makarna yapabilecez mi ondan:))
Ben gittim, tatil dönüşü çok iş varken çenem düştü iyice. Güzel bir hafta olsun herkese:)))
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Bursa Kadın Girişimciler Fuarı 2013 notları
Günaydın...
Bursa'dan geleli kaç gün oldu hala notları yazmadım. Eskiden ne iş gezilerine ne montajlara ne eğitimlere giderdim Türkiye'nin dört bi tarafına. Yaşlandım mı yoksa uzun zamandır iş gezisine çıkmadığım için paslandım mı yoksa ikisi de mi:))
Madde madde gideyim ben tarih sıralaması ile kafamda:
- Sabahın köründe arabayı yükleyerek başladık. Kırklareli'nde Bursa'ya İstanbul üzerinden gittik ve tabi İstanbul'u yarıp geçmek uzun sürdü. Sabah 8'de yola çıkınca öğlen 3 gibi otele vardık.
- Otel Baia Otel'di ve hiç fena değildi. Tüyap Bursa'ya yakın. Tavsiye ederim.
- TOBB ve Ticaret Odalarının etkinliği idi bu. Misal bizi Kırklareli Ticaret Odası gönderdi. Dernek değil Kadın Girişimciler Kurulu. Yani ben bir iş kurucam diyen kadınların elinden tutma kurulu. Yer mi bulunacak, resmi işler mi halledilecek, odanın işlerinde şaşkın tavuk olmanız mı engellenecek herşeyi bu kuruldaki deneyimli kadın girişimcilerden öğrenebilirsiniz. Esasında ilden ile değişebilir bu çünkü yönetime, çalışan insanlara bağlı. Bizim Kırklareli'nin başında daha lisedeyken ticaretin içine düşmüş bir hatun var. Çok uyanık, zehir gibi biri. Onun dediği bu dernek değiliz destek kuruluz cümlesi.
- Kısacası kafanızda bir iş fikri bişi varsa Ticaret Odasında Kadın Girişimciler Kurulunu bulun. Her şehrin kurulu canavar değil tabi. 81 il gelecek diyolardı 60 küsürdük orada. Ankara da İstanbul da İzmir de yoktu. (Eh ihtyaçları yok belki:) Daha dorusu İstanbul standında bi firma vardı. Hani şu Uzay leke çıkarıcı. O da hatun bi girişimci. Kocaeli de Bursa da kaplan gibi sarılmışlar bu işe. İşte katılan şehirlerin listesi :
-Herkes Cuma günü stand yaptı. Öncesinde kaç bölüm istediğinizi söylüyormuşsunuz. Bize bizim stand küçük geldi bu yüzden. Resim vardı bir sürü. Seneye daha büyük yer istemek şart:) Biz iki bölüm istemişiz fotoda ilk halimiz var:
- Bir sürü resim ve el sanatının yerleşmesi zaman aldı tabi ama akşam 7de biz İskendercinin yoluna koyulmuştuk bile.)) Bundan sonrasını yazmıyorum ayıp valla ne yediğimizi anlatmak. Yeri gelmişken belirteyim bu sosyal medyada az sonra yiyeceği tabağın ve hatta oturacağı hazırlanmış masanın fotoğrafını koymak bana çok ayıp geliyor. Hadi kahveyi ya da açık büfeyi bi derece filan anlarım da. Ne bileyim. Ben mi safım bilmiyorum tabi. Annem bize sokakta bir gıdım yedirmezdi, alan var alamayan var derdi, ne yiyceksek gider evde yerdik. Tamam kabul ediyorum paylaşmak lazım ama hep beraber dostlarla oturduğun sofrayı çekmek var mamaların yan rolde olduğu, bi de masayı komple çekmek var. Ne bileyim ne bileyim.
- Cumartesi sabahı 10 gibi Fuar'daydık. 11 gibi açılış konuşmaları filan oldu. "Kadinin is gucune katilim orani %30 dedi TOBB Bursa Baskani" diye tweet attım örneğin öğrendiklerimden. Kadının kayıtlı olarak iş gücüne katılmasını, daha fazla girişimci çıkarmasını ve ekonomiye eklemlenmesini istiyor devlet. AB şeysi de olabilir tabi. Odalardaki, kurumlardaki erkek egemenliğinin darbe alması ve tabi rahatları bozulması söz konusu olduğundan lafta kalabiliyor bu kadınları destekleme girişimleri. Farkında olmasak kötü ama farkındayız ey erkekler:)))
- Öğrencilikte de sonrasında da çok fuarda çalıştım. Her seferinde gözüm bizim standın dışındaydı. Araştırılacak, öğrenilecek çok şey var diye düşünürdüm. Meğer sahiplenmemişim standı:) Bu sefer kendi el emeğim göz nurum olduğundan sanırım bir kez tuvalete ayrıldım koca Cumartesi standdan. Gelen herkese makarnaları, benim danışmanlık verdiğim reçelleri, Kırklareli'nin Hardaliye'sini, peynirlerimizi filan filan filan anlattım. Döndüm makarnaları tekrar anlattım:) Yahu kendi evladımı bu kadar anlatmadım ben be:))) Herkes çok ilgilendi. Makarna, Lütfen'i teee Mersin'den Kocaeli'nden tanıyan çıktı.))
- Gelecek fuara uygun bir aparat hazırlayıp makarna tadımı yaptırmam lazım.
- Diğer standlar pek güzeldi, Pazar günü gezdim. Zaten aşağı yukarı Pazar öğlene kadar takıldık fuarda. Sonra arabaları yükleyip Bursa gezisine çıktık. Bıktım tabi her seferinde türbeye gitmeye ben arada kaçtım şöyle bi bakındım Zafer'in oralara filan bi saat kadar.
- Kayseri yöresel yemeklerin kitabını da cdsini de yapmış aldım. Amasya'dan hatunlar kabak ve fasülye kurutmuşlar. Kooperatiflermiş. Aman dedim mutlaka bir kurutma odası yaptırın, bu iş öyle anlattığınız gibi güneşte kurut sonra gölgeye al sonra fırına gönder biçiminde olmaz. Kocaeli Ticaret Odasının yaman AB danışmanları ile tanıştım, mutlaka davet edelim, beraber proje yazalım dedik. Uşak'ta bir abla Haşhaş-Pare yapmış. İnternet sitesi de var : http://www.hashaspare.com/ Sert bir kek biçiminde alıp şerbetini koyup yiyosun. İster pasta yap. Güzel fikir. Deniycem
- Diyarbakır'da güzel bakır işler vardı, takılar vardı. Mardin standı çok renliydi. Aydın'dan bir firma kurutulmuş domatesten ve zeytinden güzel ezmeler yapmış. Beraber ne üretebiliriz diye konuştuk. Kütahya yöresel yemeklerini magnet olarak basmış böyle resimli filan, çok güzel fikir.
- Bursa halkından çok katılım olmadı açıkçası. Daha bir kış zamanı yapılsa ne güzel olur ama tabi fuarda boşluk bulmak zor o zaman. Radyolarda yayın yaptık dediler ama fuar işinde sanırım esas iş billboard reklamı. İlk sene olur o kadar birbirimizi ağırlamamız bu da bişidir:) Eylül'de Antalya dediler bakacaz artık:)
- Pazar akşam üstü yorgun argın ama mutlu bi şekilde tekrar doluştuk otobüse. Ay Cumartesi akşamki gala yemeğini unutmayayım. Bir otelin balo salonunu düşünün, ağzına kadar kadın dolu. Düğün gibi esasında ama kadınların neredeyse %90'ı düğün sahibi gibi giyinmiş:))) Yemekler yendi, konuşmalar filan sonra ne oldu tabi kalkıp göbek attı bizimkiler. Tam düğün havası yani kısacası:)))
- Gala gecesine gidince Facebook'tan sevdiğim bir bloger arkadaşım foto foto dedi. Ben de masadaki mumla çiçeği çekip koydum sosyal medyaya. Ya Filiz'cim sen muhtemelen masada bizim fotomuzu filan istedin di mi? Benim anca kafama dank ediyo be yahu, kusura bakma:) Raconu yeni öğreniyorum:)))
- Bursa'dan kestane şekeri almadan ayrılmak olmaz diye daldık Kafkas fabrika satış mağazasına. Fiyatlar uygundu. Kestaneli puding yapmışlar. Fena değil ama deli tutmaz bence. Bir de kestane unu aldım. Hemen kek denedim. Hiç fena olmadı. Onun da yazısını fotoğrafını yayınlarım bi ara.
- Pazar akşamı az biraz Yalova'da bekleyerek geldik memlekete. Gece 1-2 gibi. Ben artık sonlara doğru sızmıştım ama bizim ekip genellikle enerjisini kaybetmedi. Hemen bi fotomuzu çakayım buraya. Tüm Kırklareli ekibine çok çok teşekkürler, çok güzel bir gezi oldu. Hepinizle tanıştığıma da çok memnun oldum. Bunu içten söylüyorum çünkü bol bol böyle ortamlarda bulundum. Kompleksiz, paylaşımcı, yardım etmek için çabalayan arkadaşlarım olduğu için şükrettim. Tekrar teşekkürler. Özellikle Ruhan Başgan güzel topladın bizi bi araya:) Nereye gidiyoz şimdi sen onu söyle:)))
Bursa'dan geleli kaç gün oldu hala notları yazmadım. Eskiden ne iş gezilerine ne montajlara ne eğitimlere giderdim Türkiye'nin dört bi tarafına. Yaşlandım mı yoksa uzun zamandır iş gezisine çıkmadığım için paslandım mı yoksa ikisi de mi:))
Madde madde gideyim ben tarih sıralaması ile kafamda:
- Sabahın köründe arabayı yükleyerek başladık. Kırklareli'nde Bursa'ya İstanbul üzerinden gittik ve tabi İstanbul'u yarıp geçmek uzun sürdü. Sabah 8'de yola çıkınca öğlen 3 gibi otele vardık.
- Otel Baia Otel'di ve hiç fena değildi. Tüyap Bursa'ya yakın. Tavsiye ederim.
- TOBB ve Ticaret Odalarının etkinliği idi bu. Misal bizi Kırklareli Ticaret Odası gönderdi. Dernek değil Kadın Girişimciler Kurulu. Yani ben bir iş kurucam diyen kadınların elinden tutma kurulu. Yer mi bulunacak, resmi işler mi halledilecek, odanın işlerinde şaşkın tavuk olmanız mı engellenecek herşeyi bu kuruldaki deneyimli kadın girişimcilerden öğrenebilirsiniz. Esasında ilden ile değişebilir bu çünkü yönetime, çalışan insanlara bağlı. Bizim Kırklareli'nin başında daha lisedeyken ticaretin içine düşmüş bir hatun var. Çok uyanık, zehir gibi biri. Onun dediği bu dernek değiliz destek kuruluz cümlesi.
- Kısacası kafanızda bir iş fikri bişi varsa Ticaret Odasında Kadın Girişimciler Kurulunu bulun. Her şehrin kurulu canavar değil tabi. 81 il gelecek diyolardı 60 küsürdük orada. Ankara da İstanbul da İzmir de yoktu. (Eh ihtyaçları yok belki:) Daha dorusu İstanbul standında bi firma vardı. Hani şu Uzay leke çıkarıcı. O da hatun bi girişimci. Kocaeli de Bursa da kaplan gibi sarılmışlar bu işe. İşte katılan şehirlerin listesi :
-Herkes Cuma günü stand yaptı. Öncesinde kaç bölüm istediğinizi söylüyormuşsunuz. Bize bizim stand küçük geldi bu yüzden. Resim vardı bir sürü. Seneye daha büyük yer istemek şart:) Biz iki bölüm istemişiz fotoda ilk halimiz var:
- Bir sürü resim ve el sanatının yerleşmesi zaman aldı tabi ama akşam 7de biz İskendercinin yoluna koyulmuştuk bile.)) Bundan sonrasını yazmıyorum ayıp valla ne yediğimizi anlatmak. Yeri gelmişken belirteyim bu sosyal medyada az sonra yiyeceği tabağın ve hatta oturacağı hazırlanmış masanın fotoğrafını koymak bana çok ayıp geliyor. Hadi kahveyi ya da açık büfeyi bi derece filan anlarım da. Ne bileyim. Ben mi safım bilmiyorum tabi. Annem bize sokakta bir gıdım yedirmezdi, alan var alamayan var derdi, ne yiyceksek gider evde yerdik. Tamam kabul ediyorum paylaşmak lazım ama hep beraber dostlarla oturduğun sofrayı çekmek var mamaların yan rolde olduğu, bi de masayı komple çekmek var. Ne bileyim ne bileyim.
- Cumartesi sabahı 10 gibi Fuar'daydık. 11 gibi açılış konuşmaları filan oldu. "Kadinin is gucune katilim orani %30 dedi TOBB Bursa Baskani" diye tweet attım örneğin öğrendiklerimden. Kadının kayıtlı olarak iş gücüne katılmasını, daha fazla girişimci çıkarmasını ve ekonomiye eklemlenmesini istiyor devlet. AB şeysi de olabilir tabi. Odalardaki, kurumlardaki erkek egemenliğinin darbe alması ve tabi rahatları bozulması söz konusu olduğundan lafta kalabiliyor bu kadınları destekleme girişimleri. Farkında olmasak kötü ama farkındayız ey erkekler:)))
- Öğrencilikte de sonrasında da çok fuarda çalıştım. Her seferinde gözüm bizim standın dışındaydı. Araştırılacak, öğrenilecek çok şey var diye düşünürdüm. Meğer sahiplenmemişim standı:) Bu sefer kendi el emeğim göz nurum olduğundan sanırım bir kez tuvalete ayrıldım koca Cumartesi standdan. Gelen herkese makarnaları, benim danışmanlık verdiğim reçelleri, Kırklareli'nin Hardaliye'sini, peynirlerimizi filan filan filan anlattım. Döndüm makarnaları tekrar anlattım:) Yahu kendi evladımı bu kadar anlatmadım ben be:))) Herkes çok ilgilendi. Makarna, Lütfen'i teee Mersin'den Kocaeli'nden tanıyan çıktı.))
- Gelecek fuara uygun bir aparat hazırlayıp makarna tadımı yaptırmam lazım.
- Diğer standlar pek güzeldi, Pazar günü gezdim. Zaten aşağı yukarı Pazar öğlene kadar takıldık fuarda. Sonra arabaları yükleyip Bursa gezisine çıktık. Bıktım tabi her seferinde türbeye gitmeye ben arada kaçtım şöyle bi bakındım Zafer'in oralara filan bi saat kadar.
- Kayseri yöresel yemeklerin kitabını da cdsini de yapmış aldım. Amasya'dan hatunlar kabak ve fasülye kurutmuşlar. Kooperatiflermiş. Aman dedim mutlaka bir kurutma odası yaptırın, bu iş öyle anlattığınız gibi güneşte kurut sonra gölgeye al sonra fırına gönder biçiminde olmaz. Kocaeli Ticaret Odasının yaman AB danışmanları ile tanıştım, mutlaka davet edelim, beraber proje yazalım dedik. Uşak'ta bir abla Haşhaş-Pare yapmış. İnternet sitesi de var : http://www.hashaspare.com/ Sert bir kek biçiminde alıp şerbetini koyup yiyosun. İster pasta yap. Güzel fikir. Deniycem
- Diyarbakır'da güzel bakır işler vardı, takılar vardı. Mardin standı çok renliydi. Aydın'dan bir firma kurutulmuş domatesten ve zeytinden güzel ezmeler yapmış. Beraber ne üretebiliriz diye konuştuk. Kütahya yöresel yemeklerini magnet olarak basmış böyle resimli filan, çok güzel fikir.
- Bursa halkından çok katılım olmadı açıkçası. Daha bir kış zamanı yapılsa ne güzel olur ama tabi fuarda boşluk bulmak zor o zaman. Radyolarda yayın yaptık dediler ama fuar işinde sanırım esas iş billboard reklamı. İlk sene olur o kadar birbirimizi ağırlamamız bu da bişidir:) Eylül'de Antalya dediler bakacaz artık:)
- Pazar akşam üstü yorgun argın ama mutlu bi şekilde tekrar doluştuk otobüse. Ay Cumartesi akşamki gala yemeğini unutmayayım. Bir otelin balo salonunu düşünün, ağzına kadar kadın dolu. Düğün gibi esasında ama kadınların neredeyse %90'ı düğün sahibi gibi giyinmiş:))) Yemekler yendi, konuşmalar filan sonra ne oldu tabi kalkıp göbek attı bizimkiler. Tam düğün havası yani kısacası:)))
- Gala gecesine gidince Facebook'tan sevdiğim bir bloger arkadaşım foto foto dedi. Ben de masadaki mumla çiçeği çekip koydum sosyal medyaya. Ya Filiz'cim sen muhtemelen masada bizim fotomuzu filan istedin di mi? Benim anca kafama dank ediyo be yahu, kusura bakma:) Raconu yeni öğreniyorum:)))
- Bursa'dan kestane şekeri almadan ayrılmak olmaz diye daldık Kafkas fabrika satış mağazasına. Fiyatlar uygundu. Kestaneli puding yapmışlar. Fena değil ama deli tutmaz bence. Bir de kestane unu aldım. Hemen kek denedim. Hiç fena olmadı. Onun da yazısını fotoğrafını yayınlarım bi ara.
- Pazar akşamı az biraz Yalova'da bekleyerek geldik memlekete. Gece 1-2 gibi. Ben artık sonlara doğru sızmıştım ama bizim ekip genellikle enerjisini kaybetmedi. Hemen bi fotomuzu çakayım buraya. Tüm Kırklareli ekibine çok çok teşekkürler, çok güzel bir gezi oldu. Hepinizle tanıştığıma da çok memnun oldum. Bunu içten söylüyorum çünkü bol bol böyle ortamlarda bulundum. Kompleksiz, paylaşımcı, yardım etmek için çabalayan arkadaşlarım olduğu için şükrettim. Tekrar teşekkürler. Özellikle Ruhan Başgan güzel topladın bizi bi araya:) Nereye gidiyoz şimdi sen onu söyle:)))
1 Şubat 2013 Cuma
Ev yapımı light sucuk, pilav ve pilavcılar filan filan
Seni unuttum sanma blogcum. Hastayım. Daha da vakit alanı tükkan var biliyosun artık. Reklam vermek lazım, sosyal medyada bulunmak lazım, numune gönderdiğin insanların ne yaptıklarını takip etmen lazım filan filan. Bu arada bu blog dünyası biraz sinirimi bozdu ama ben de burda blog yazıyorum çok şey etmiyim.
Kısa kısa kafamdakileri yazcam :
- Geçen sucuklu bişi yapıyodum ve her zamanki gibi sucuğu yağını kağıt havluya emdirdim. Aklıma da geldi len acaba ne kadarını emiyo, biz kendimizi mi kandırıyoruz diye. Tarttım. Fena değil be blog. Yani 100 gram sucuk pişirince 17 gram kadarını kağıt havluyla bertaraf edebiliyorsun. Yani 100 gram 450 kkalori olan sucuk birden 300 kkaloriye düşüyor. Sucuğun esas kalorisi yağdan geliyor. Hiç fena değil hiç fena değil. Bir gıdanın light olarak piyasaya sürülebilmesi için kalorisini en az %25 azaltmak lazım. Yağı emdirince sırf yağı %17 azaltıyon, bu da kalorinin %34 azalması demek. Evde light ötesi sucuk yapabilirsiniz yani:)) Ama bak abartmak yok:)
- Bi akşam arkadaşlar geldi, dükkanları varmış pilavcı açmayı düşünüyorlarmış. Ben de açtım ağzımı pilavda ekstradan basilyus riski olduğunu, bunun spor bırakan bakteri olduğunu filan anlatmaya başladım. Çok riskli iş miş dedim. Karşımdakilerin boş bakışlarını görünce sustum. Adam ticarete atılacam diyo ben ne anlatıyorum. Dışarda pilav yerken dikkatli olmak gerek bu da mesajım olsun.
- Köy ürünleri satan bi dükkana makarna veriyorum ben de. Geçen konuştuk, nasılsınız diye sorunca çocuklar bağırsaklardan hastaydı dedi sahibi. Aklımdan ne yazık ki ilk sattıkları ürünlerden olduğu düşüncesi geldi, üzüldüm. Esasında sudan bile zehirlenebiliriz ama işte benim algım bu yönde işliyo blogcum, kafama sıçayım...
- Makarnalar için röp verdim anneloji.com a blogcum. E tabi bi de foto koymak lazım dediler. Ben de yukardaki fotoyu gönderdim. Küçülmeyince böööyyyle dana gibi kaldım, başka foto koyduk. Ama bu fotoyu da çok seviyormuşum. Kıyamadım buraya aldım. Hep ürün rsmi koycak değiliz ya heheheh...
Yazacak başka bişiler vardır da ben unuttum, gidip sosyal medyada sosyalleşmem lazım blogcum. Seni ihmal etmiycem söz. Bu oynak ticaret dünyasında kafayı yemiyorsam gelip sana içimi boşaltabilmemdendir.)
Kısa kısa kafamdakileri yazcam :
- Geçen sucuklu bişi yapıyodum ve her zamanki gibi sucuğu yağını kağıt havluya emdirdim. Aklıma da geldi len acaba ne kadarını emiyo, biz kendimizi mi kandırıyoruz diye. Tarttım. Fena değil be blog. Yani 100 gram sucuk pişirince 17 gram kadarını kağıt havluyla bertaraf edebiliyorsun. Yani 100 gram 450 kkalori olan sucuk birden 300 kkaloriye düşüyor. Sucuğun esas kalorisi yağdan geliyor. Hiç fena değil hiç fena değil. Bir gıdanın light olarak piyasaya sürülebilmesi için kalorisini en az %25 azaltmak lazım. Yağı emdirince sırf yağı %17 azaltıyon, bu da kalorinin %34 azalması demek. Evde light ötesi sucuk yapabilirsiniz yani:)) Ama bak abartmak yok:)
- Bi akşam arkadaşlar geldi, dükkanları varmış pilavcı açmayı düşünüyorlarmış. Ben de açtım ağzımı pilavda ekstradan basilyus riski olduğunu, bunun spor bırakan bakteri olduğunu filan anlatmaya başladım. Çok riskli iş miş dedim. Karşımdakilerin boş bakışlarını görünce sustum. Adam ticarete atılacam diyo ben ne anlatıyorum. Dışarda pilav yerken dikkatli olmak gerek bu da mesajım olsun.
- Köy ürünleri satan bi dükkana makarna veriyorum ben de. Geçen konuştuk, nasılsınız diye sorunca çocuklar bağırsaklardan hastaydı dedi sahibi. Aklımdan ne yazık ki ilk sattıkları ürünlerden olduğu düşüncesi geldi, üzüldüm. Esasında sudan bile zehirlenebiliriz ama işte benim algım bu yönde işliyo blogcum, kafama sıçayım...
| kırk yılda bir çektirdiğim güzel bi fotom :) |
- Makarnalar için röp verdim anneloji.com a blogcum. E tabi bi de foto koymak lazım dediler. Ben de yukardaki fotoyu gönderdim. Küçülmeyince böööyyyle dana gibi kaldım, başka foto koyduk. Ama bu fotoyu da çok seviyormuşum. Kıyamadım buraya aldım. Hep ürün rsmi koycak değiliz ya heheheh...
Yazacak başka bişiler vardır da ben unuttum, gidip sosyal medyada sosyalleşmem lazım blogcum. Seni ihmal etmiycem söz. Bu oynak ticaret dünyasında kafayı yemiyorsam gelip sana içimi boşaltabilmemdendir.)
Etiketler:
Anneloji.com,
bacillus cereus,
kalori,
köy ürünleri,
light,
light sucuk,
Makarna,
Makarna Lütfen,
pilav,
spor,
sucuk
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
